İstanbul’da, ruhsatsız inşa edilen sinemanın çöken teras altında nur topu gibi üç evlâdını kaybeden albayın, elinde tabanca, “Katili arıyorum!” diye feryat edişini okumuşsunuzdur gazetelerde.
Haydi hep birlikte katili arayalım. Devletin yakasına yapıştığı üç sanık katil olabilir mi?
1. Ruhsatsız yapı yaptıran mal sahibi suçludur. Ölüme sebep olmuştur. Ama üç kuruş fazla kazanabilmek için giriştiği bu işin hafifletici sebepleri arasında taşıdığı azgın hırsın doymaz ve gözü kararmış para açlığının da tesiri var. Havayı cezalandırmak nasıl mümkün değilse azgınlığı ve böylesi bir hırsı cezalandırmak da mümkün olamaz.
2. Yapıyı bile bile ruhsatsız yapan mimar veya mühendis, müteahhit onun aleyhine derece farkı ile bu da işe bile bile lâdes demiştir.
3. Kalfadaki suç da kanun ve nizam sevgisinden yoksun bulunmaktan ibarettir. Asıl suçluyu hemen haber vereyim:
Belediye, Belediye Fen İşleri, Yapı Kontrol Şubesi Şefi ve bu şubenin kaçak yapıları kontrolle görevli elemanları. Aşağıdan yukarıya doğru zincirleme bir gidiştir ki bu katil, işte en kutsal vazifesini yapmayan bir heyettir.
Açıkça konuşalım. İstanbul’un köyleri, Erenköy ve Kadıköy mesabesinde birer küçük vilâyetciktir. Bunlara benzer bir semtte bir sinema yapılır, bir yıldan fazla çalışır, ruhsatsız olduğu halde dikkati çekmez mi? Efendiler… Siz bu gözlerini hangi kontrol işinde açmak üzere uykuya yatırmış bulunmaktasınız.
Bunca zaman bir salaşpuryaya binlerce insanın tıkıştırılmasına ne çeşit bir manâ verilebilir.
Türkiye’de bir inşa sevdası ve imkânı başladı. Temeli mülkiyete dayanan bu toprakta bütün yapılar sahiplerine ruhsatlı iseler helâl olsun. Ama nedir bu zavallı milletin çektiği? Köylülerimiz sazdan, balçıktan kulübeler içinde sanki bu toprağın sahibi değil de misafiri imişler gibi eğreti otururlar.
Bu perişan yuvalar bir küçük selle ufak bir deprem veya fırtına ile tuzla buz olur. Püf deseniz gidecek bir yapı sefaleti içinde yaşayanların zaman zaman verdikleri kayıptan yalnız kendilerinin sorumlu olabileceğini hangi vicdan kabul eder. Ya bu şehirlerde üç kuruş daha kazanıp kör kursağa ve çıkına atabilmek uğruna çırpıştırılan umûmî yerlerin fen şartları dışında iskambil kâğıdından farksız olarak yükselen yapıların kıydığı canlar…
Belediyeler, bari bir defa olsun uyanınız. Yüreğinizde merhamet, memleket sevgisi yoksa Allah sevgisi de yok mu? İçinizde bunun da izi yoksa kanun vazedici milletvekillerimiz bir kişinin katili asılır da elli canın katili asılmaz mı?
Ah albayım; haklısın. O tabanca senin değil, benim elimde olsaydı.
Şardağ, R. (1959, Ocak 28). Günübirlik / Belediyeler uyanın. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

