Külhanbeye hasret

İngiltere’de bir deli binbaşı varmış. Bir büyük köprünün altından ahalinin şaşkınlığına, korkmasına bakmadan vire geçip durmuş. Halk, “Ne oldu bu adama? Kimdir bu? Ne günlere kaldık?” derken, öğrenmişler ki bu adam, deli lakabıyla anılan meşhur tayyarecidir. 

Bir kahramanlık mı yaptığı? Sanmıyorum. Çoluk çocuğu, hamile kadınları, bir sürü masum yavruları keyfî bir kapris ve afi uğruna heyecana vermenin örnekleri bizde de çok görülmüştür. Bazı şoför vatandaşların ana caddelerde yarışmaları, bazı at arabacılarının boş arabalarıyla, dört nala giderek ödümüzü koparmaları görülmemiş şey değildir. 

Bizde ve dünyada kabadayılık, serdengeçtilik, yerini böyle zıpırlıklara mı bıraktı nedir? Bir zamanlar, hatta bizim çocukluğumuzda bile en azılı külhanbeylerinin giriştiği hareketlerde bir iyilik tarafı, bir efendilik cephesi vardı. Son yıllarda arpası fazla gelmiş beygirler misali, yedikçe azan, azdıkça tepinenler, bizde ve bütün dünyada çoğalmakta. Üç yaşında kızın ırzına geçen, babası yerinde adamı öldüren, elin namuslu kadınını dağa kaldıran, otomobil çeviren, kamyon soyan mı istersiniz?

Namuskâr ve dürüst insanlar, aklı başında vatandaşlar düşünülerek hazırlanmış olan Medenî kanunlarımızı, bu dağ başı adamlarına, şu sokak külhanbeylerine, zıpırlara ve caka budalası mahlûklara tatbik etmeye kalktıkça, deliliklerin ve kötülüklerin önünü almamız mümkün olmayacak. 

Bugün namuslu kadınları dağa kaldırmaya kalkan kazık düşkünleri yanında, dünün mahallesinde namus bekçiliği yapan külhanbeyleri ne büyük ve şerefli serdengeçtilermiş meğer!


Şardağ, R. (1953, Mayıs 7). Günübirlik/Külhanbeye hasret. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın