Bu Pazar günü isterim ki, hava uygun düşerse kırlarda geçirin. Bulutlar rahatınızı kaçırmazsa tabii. Hoş, bu durumda, onu hayâl kırlarında gezmek de mümkündür. Kır dedim; Bahar oradan başka nerede bulabilirsiniz?
Meselâ denizin, dağların, sokakların ve bulvarların baharı mı olur? Düşünün: Rüzgârın ensenizi yumuşak bir tüy gibi okşayarak göğsünüze dolduğu, yeşil çimenler üzerine basan ayaklarınızdan dizlerinize doğru hayatın bütün dinamizminin işlediği an, nasıl bütün maddenizden sıyrılmış ve uçar bir hafiflik kazanmışsınızdır. Başınız üzerinden size en mutlu selâmlarımı göndererek giden kuş cıvıltılarında, gökleri fetheden bu sevimli yaratıkların serbest uçuşlarında hürriyeti takdis eden bir mana yok mudur? Kelebekdir, böcekdir, gözün zor seçtiği bir küçük kanatlıdır ama, yanınızda uçan bütün bu canlı serpintilerin yarattığı bayram sevinci gözlerden kaçmaz. Baharın sıcak nefesleriyle dirilip gelişen yeşil çimenlerin, uzak bahçelerde ertesi güne daha erken kalkabilmek üzere can atan o sevimli sebzelerin sessizliklere ıslık çalan bir kımıldanmaları vardır: Ya o çocuk çığlıkları. Seslerin belki gönüle en bahtiyar nağmeler halinde dolan cinsi budur. Hulâsa bir çılgınca sesler cümbüşüdür kırlar! Hava elverişli ise, gönlünüzün paslı kapılarını aralayıp kendinizi kırların kucağına bırakın! Tabiat ilahi Pan’ın sırrı, dağdağanın (kargaşa) ötesi, bütün bedbinliklerin ümide açılan kapısı oradadır.
Şardağ, R. (1953, Nisan 19). Günübirlik/Kırlara koşun. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

