İşçilerimiz mesken sağlamak için kurulduğu söylenen kooperatifin toplantısına ait fotoğrafları gazetelerde gördüm. Bizde kooperatifçiliğin çok su götürür, şakaya gelir tarafı vardır ama, işçilerimize mesken kurma davasının şakaya gelir hiç bir tarafı yoktur. Türkiye Atatürk’ün dehalı görüşlerinden birinin neticesi olarak işçi davasında şöyle bir yol tutmuştur: İşçi sınıfını müdafaa ediyoruz diye, cemiyetin birbiriyle kardeş münasebetleri içinde kaynaşmış bulunan diğer tabakalarını yok eden komünizme sapmak yok. İşçi davasında polis devlet olarak karışın Faşistlerin tuttuğu riyakâr ve nümayişçi metodu takip etmek de yok. “İşçi bir tarafa, patron bir tarafa, varsın kozlarını paylaşsınlar” demek isteyen Adam Smith Liberal mektebinin kardeş kavgalarına seyirci, vurdum duymaz, kayıtsız tavrını takınmak hiç yok. Türkiye devleti, işçinin her sahada hususi bir müdafi değil, çiğnenmesi muhtemel olan haklarının peşinde duran koruyucusudur. “Efendim” deniyor, “İşçiler imtiyazlı bir sınıf mıdır?” Cevabı gayet basit: İmtiyazlı bir sınıf değil ama, köle sınıfı hiç değil. Memleketin istihsal gücünü omuzlayan bu vatansever, komünist düşmanı, Milliyetçi Türk evlâtlarını Cumhuriyet idaresi sırf ezdirmemek için sağ kolunun altına almıştır. İşte mesken davası, bu himayenin en başında gelir. İşçiyi iş yerine bağlamak, ailesine sıcak bir muhabbetle raptetmek, memleketin büyük davalarına ve milli kaderimize perçinlemek, Türkiye’nin en önde gelen meselelerinden biridir. Mesken kurma kooperatifini alkışlarım. Ancak bu davaya devletin sosyal adaleti temsil eden eli karışmadıkça netice tam alınmış olmayacaktır. Bu kooperatifin yanında, Çalışma Bakanlığı’nı görmek arzumuzdur.
Şardağ, R. (1953, Nisan 21). Günübirlik/İşçilere mesken. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

