Tartışmayalım

Ülkemde son beş altı yıldan bu yana, en tartışılan konu bu! Gün geçmiyor ki siyasal sürtüşmelerde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, partiler ve sevgili vatandaşlarımın arasında İslâmlık-laiklik ve Atatürkçülük sürtüşmelerine rastlamayalım! Sömürülerin her çeşidi çirkindir, insanı tiksindirir, ama din ve Atatürk sömürüsü, bunların, hem en ayıplı olanı, hem de en sakıncalısıdır. Çünkü Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana ve Atatürk hayattayken, birbirleriyle dinsel bakımdan hiçbir tartışmaya girmedi, aziz halkımız. Ama son on yıldan bu yana kökten dincilik ve Atatürkçülük, ya da İslâm dini ve laiklik(*) konularında tartışmalara girdiler ve bu tartışmalar basında bazı özel televizyonlarda didişmeye, kavga ve cinayetlere kadar ulaştı. Temelinde tahrik de olsa hiçbir zaman kabullenemez olan bu davranışlar, ya da Müslümanlığın şanlı varlığından habersizlerin giriştiği cinayetler, “Atatürkçüyüm, laik görüşteyim” diyenlerin gerçek İslâm’dan ve Kur’an’dan habersiz olmaları üzüntülerin en büyüğüdür. “Biz Müslümanız” diyenlerle, “Biz laik insanlarız” görüşünü savunanlar, bu dizi yazımızda göreceklerdir ki İslâm’dan da, laiklikten de, Kur’an’dan da Atatürk’ten de haberli değiller. Hep üzgüler içinde düşündüm.: Ülkemde yaşayanların yüzde doksan dokuzu hem Müslüman, hem de Atatürkçüdür. Ortalığı karıştırıp bölücülük yapanlara ayıp olmuyor mu?

Peki, bu kavga nasıl çözülür?

İktidar ve muhalefet partileri, Müslümanlıkla Atatürkçülüğü sömürmekten, ya da birbirlerine karşıtmış gibi göstermekten çekinmelidirler. Bu zümreleri siyasete alet etmemelidirler. Atatürk’ü bayrak yaparken kutsal kitaplarına eğilmeyenlerden yana üzgünüm. İslâm adına konuşanların ve Atatürk’e, laikliğe karşı çıkanların da laikliğin ve de İslâm’ın temelinden çok uzak düştüklerini hüzünle izliyorum. Yedi yaşından beri Kur’an’la iç içeyim, Atatürk ‘ün laiklik anlayışını, Kur’an’la çelişki içinde bulmadığımızı kanıtlamaya çalışacağız. 

Yaşamının sonlarına yaklaşmış olan Şardağ’ın en büyük dileği, Allah’la sarmaşmış, gerçek Müslüman kardeşlerimle, İslâm-Türk ülkesini uçurumun ucundan çekip çıkarmış olan, Allah’a bağlı Atatürkçülerin, son yolculuğumda, onu yalnız bırakmamalarıdır.

(*) TBMM’de, basınımızda ve halkımızın bir bölümünde bu sözcüğün ilk ecesi uzatılarak Arapça “layık” sözcüğüne dönüştürülüyor. Lüften “la” hecesini uzatmadan okuyalım!


Şardağ, R. (1994, Şubat 12). Allah-Kur’an-Laiklik/Tartışmayalım. Milliyet, s. 30.


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın