O Kadın

Geçen gün Kore’den dönen gazilerin göğsüne Amerikan milletinin en büyük şeref nişanı bronz madalya takılırsen, oğlu Kılıçer’i Kore dağlarında toprağa veren ananın halini hâlâ gözlerimin önünden kaybedemiyorum. Sancılarının en azizini çekerek dünyaya getirdiği ve sonnra yirmisine denk bir taze gül dalı gibi erginleştiği ömür mahsulünü kaybetmek, kısaca hayatnıın bel kemeği mesabesinde olan yegâne desteğinden mahrum olmak ne demektir? Fakat bu Türk anasını stadyumda veya gazete sütunlarında görenler ondaki insanüstü metanete korkunç bir hayranlıkla bakmışlardır. İki elleri, saygı ifade eden bir jestle dizlerine yapışmış, gözleri, çiğerpâresinin aziz hatıra dumanları üzerinden geçerek bu vatanın, bir değil, böyle kaç bin aziz şehidin mirası olduğunu sezmekten gelen bir kuvvetle ötelerin ötesine dikilmiş olan bu muhterem anne, Türk köylüsünün yıkılmaz gücünü, bir Türk’ün, Allahsız kızıl köpeklerden en az bin tanesine yetici vasfını ilân edip duruyordu. 

Sanki Amerikan generaline gözleriyle diyordu ki: Taktığın bronz madalyaya lüzum var mı? Şu benim tahammülüm, bronz heykellerden bir nişane değil midir?

Ne kaderdir bu çoğrafyanın kaderi?

Dünyanın külliyet noktasında tarihin türlü med ve cezirlerini göğüsleyen, hele küçük bir Altınordu canlılığı iken büyüyüp gelişmesine meydan verdiği doğulu haris komşusundan yana daima tedirgin yaşamış olan bu milletin hiç bir tehlikeye pabuç bırakmayacak olan dayanma gücünü sen, ne güzel temsil ettin anam !

Şehit er Kılıçer’in annesi! Öğün, senin keskin bir kılıç gibi güneşe doğru çekilmiş irtisamın karşısında bir kere daha anladım: Türk köylüsü metanet bâbında insan üstü tahammülü kitaptan hayata indirmiştir; ne mutlu bize!


Şardağ, R. (1953, Mart 16). Günübirlik/O Kadın. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın