Sanki ben anlamıyorum da siz anlayabiliyor musunuz? “Evet” diyeniniz, beri gelsin! Bir meclise üç adet göbekli zat gelir. Bir tesise dair yapılmasına karar verilmiş, plânları hazırlanmış, hatta çok zaman icra edilmiş işler hakkında birkaç saat lâf yürütür, söz patlatırlar ve sonunda huzur hakkı alırlar. Kendilerinin verdiği huzurdan kimsenin haberi olmadığına göre, onların aldığı huzura mukabil neden bir de para verilir?
“Ciddi mahfellerden sızan haberler” derler. Bu mahfel askerî mahfel midir? Değilse, onun gayri ciddisi hangisidir acaba?
“Yüksek sosyeteye mensup” diyenler var. Bizim bildiğimiz, bir memlekette sosyete-cemiyet bir tane olduğuna, bizim diyarda ise sınıf esası kabul edilmediğine göre bu yüksekliği metreye mi vuracağız?
“Sözüne inanılık kaynaklar” diyoruz. Demek ne kadar yalancı kaynaklarla beslenmekteyiz; düşünün!
“Hususi maksatlarla uydurulan havadis” denilmesi de manasız değil mi? Hem havadisin maksadını anlamışız. Hem de bu maksadın hususî olduğunu bilecek kadar meselenin hakikatine varmışız. Öyleyse neden işin mahiyetini açıklamayız? Dünya, iki cenaha ayrılmış, birbirleri için kıyasıya silâh imal ederken silâhları bırakmanın konferanslarını akteder. Saygılıları hurdebinle (büyüteç) aramağa kalkmış iken ve bulamazken bir “Saygısızlarla Mücadele Cemiyeti” kurulmaya kalkışılır.
“Malenkov”la konuşmaya gidiyorum.” Çörçil “Döğüşmeye gideceğim” diyeceği yerde neden manası olmayan bu lâfı söyler; bu da anlaşılmaz. Ama diyeceksiniz ki bu dünyanın ne manası vardır ki! Şair haksız mı:
“Anlaşılmayacak bir şeydir bu
Başı yok kıçı yok âlemdir bu”
Şardağ, R. (1953, Mayıs 8). Günübirlik/Manasızlıklar. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

