Bir emekli beygire mersiye

Bugün, yolumun kenarına uzanan otlak bir tarlada sırtını güneşe devirmiş gebeş bir beygiri seyrettim. Aslandan sonra hayvanların bu en güzeline ne hal olmuş. Kalça kemikleri ok gibi havaya fırlamış yatan şu küheylan eskisinin talihine karşı rikkat duymamak mümkün mü? Gelip geçenlerden kim, hangimiz artık onunla ilgileniyoruz? Rüzgârda uçan bir tüy parçası kadar bile olsun, bu eski gayret mümessili bizi meşgul edemez olmuştur. Çocukların şaka ve alayı bile ona uzanmıyor. Dikkat ediyorum, yakınına varıyorum. Uslanmış, yumuşak, mahmur gözlerde iştika (şikayet) bile yok. “Hişt beygircik, sen düne dek şahlanan hayvan değil miydin? Küskünlüğün neye ve kime? Bir tek cevap yok. Bakış yok, tavır yok. Susmuş. Senelerin beygiri bile paçavraya döndüren şu birikmişliğine hayıflanmadınız mı? Şu beygirin kaderinde her emeklinin talihi yatmakta değil midir? Yazık yazık! Bunca cesaretler, o azgınlıklar, o taşkınlıklar, o delişmen köpürüşler ne oldu? O hiç eğilmeyen, en sert gemlerin kıvıramadığı dimdik baştan eser mi var? Dese bari, bir şey söylese hal dili ile anlatsa yüreğim yanmayacak. Konuş beygir de ki: “Ben bir küheylan idim, sırtımda malınızı, mülkünüzü, çocuğunuzu, avradınızı dolu veya kof gövdelerinizi, iyilik, kötülüğünüzü taşıdım. Top, tüfek yüklenip zafere ulaştım. Yorgunluğunuzu aldım. Keyif kamçılarınıza hedef oldum. Böyle gördüğünüz gibi bitik değil, sizler gibi çevik idim.”

Söyle emekli söyle!..


Şardağ, R. (1953, Mayıs 16). Günübirlik/Bir emekli beygire mersiye. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın