Geçenlerde heyecanlı bir maç dönüşü, iki arkadaş bir hayli dertleştik: Bizde sporun neden zihnî olanına rağbet yoktur? Şuurumuzun etrafında toplanan o çeşitli nur merkezlerinin diz kapaklarımız kadar da mı itibarı olamaz? Göğüsler istenildiği kadar şişirilsin; içerideki iman tahtasında iş olmayınca bir faydası mı olur? Faziletsiz, iyilik duygusundan mahrum bir sporcu göğsünde yapışıp kalmış olan. O sıhhatli ciğerlerin, kedi ciğeri kadar bile hükmü olmadığını kimse inkâr edemez. Gençler görüyorum ki yumruğu ile övündüğü kadar zekâsı ile övünmüyor. Yumruk! Düşünün, en tabii bir hakkınızı bile, kendi kendinize ona güvenerek almanız kanunlarımıza göre yasaktır. Ama hayal kuvvetiniz size ömrünüz boyunca bir kaynak olabilir. Belleme, unutmama hissiniz senelerce işinize yarıyacak pusulanızdır. Ruhiyet laboratuvarları kurmak, horoz dövüşü gibi zekâları dövüştürmek, uykuya yatmış olan muhayyilelerimizi güneşe çıkarmak, incelik, nezaket ve zariflikte yarışlar tertip etmek, en güzel cümleleri inşa edebilmek, en bedbaht anlarımızda neş’eli görünebilmek, bedbinlikten kurtarıcı ümit egzersizleri yapmak.. Bütün bunları taşıdığımız gövdeleri manalaştıran zihin hayatına ait meselelerin kapısını sürgülemiş oturuyoruz. Zihin hayatı adına yaptığımız tek şey dedemden kalma, sofistik münakaşalardır. “Kadın asker olur mu, olmaz mı?” (Olmuştur ama biz olan şeyin münakaşasını yaparız.) “Cemiyet mi adam yetiştirir, adam mı cemiyeti yetiştirir?” (İkisinin de yeri ayrı olduğu halde yine de danışıklı söz mücadeleleri açarız.) bu gidişle yakında şöyle münazaralara rastlamamız da mümkündür. “Erkek mi yuvada mühim unsurdur, kadın mı?”, “Süs eşyası mı bize değer katar; biz mi süs eşyalarına değer oluruz?”, “Biz mi beslenmek için gıdalara muhtacız, yoksa gıdalar mı yenebilmeleri için bizim midelerimize muhtaçtır?”
Ciddi olan zihin sporlarının lig maçlarına ne zaman ulaşacağız, bilmem ki?
Şardağ, R. (1953, Mayıs 18). Günübirlik/Zihir sporu. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

