Üçlü Pakt imzalandı. Türkiye’yi Yunanistan’a ve Yugoslavya’ya bir defa daha barışçı maksatlarla bağlayan bu anlaşmayı iki ellerinizi çırparak övmek istemez misiniz? Bir defa daha dedim; çünkü dâhî Atatürk‘ün ilk haricî politika teşebbüsü de bu türlü antantlar ve paktlarla başlamıştı. Onun, haksız yere bize tecavüz eden Yunanlı komşularımızın askerlerini memleketten tard ettikten sonra ilk hareketi şu oldu: Gel bakalım dostluk! Uzat elini Türk-Yunan dostluğu paktı, Türk-Yunan-Yugoslav ve Rumen Balkan paktı, Sadabat Paktı, Türk-İngiliz dostluğu! Fransız-Türk dostluğu! Saymaya lüzûm var mı? Ezelî düşman Rusla bile kurulmuş muvakkat da olsa bir dostluğumuz vardı. Kâinatı bir kardeş dürbününün objektifinden gören bahtiyar Atatürk ölümünden sonra dünyanın yuvarlandığı karmakarışıklık içinde dostluk anlaşmalarına ve kardeşlik mesajlarına büyük bir ihtiyaç vardır. Hatta iktisadî bitkinlikler, söz düelloları, sinir harpleri içinde ezilmiş, cefa çeken halk kitlelerine değil böyle dostluk anlaşmaları, fakat barışı özleyen sevimli, ümitli komşular, mesajlar bile lâzımdır. Bizimdir. Bizim hükümetin Başvekili ve Dışişleri vekili yakın komşularımızdan uzak milletlere kadar köşe bucağa bu sevimli mesajları Tuna kuşlarıyla değil, şuurlu politikalarıyla ulaştırıp duruyorlar.
Son Üçlü Pakt’ın yarattığı vesile ile, iki devlet adamımızı bu bakımdan, bir bitarafın görüşü ile medh ü senâ ederim..
Şardağ, R. (1953, Mayıs 25). Günübirlik/Med-hü-sena. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

