Dün İngiltere’nin genç ve güzel Kraliçesi ikinci Elizabeth’in başı, güzel bir gelenek icabı, güzel bir taçla süslendi. Bu kaçıncı bilmem kimin, kaçıncı bilmem neslinde, güzel olan üç şeyden bizi ilgilendiren, sadece, gelenek kısmıdır. Bir milletin geçmiş tarihinden bu tarafa, hayatiyetini kaybetmeden gelip müşterek inanç, sevgisizlik ve bağlanma sebeplerini bir kalem darbesiyle yok edebileceklerini sanan bir nice snop yazarlara, hattâ müttefikfikirlere rağmen yirminci asırda, İngiliz camiasında görülen şu aksi tezahür dikkate değer değil midir? Yalnız meselenin mevzuları birbirine karıştırma gibi bir cehil tarafı vardır ki başta açıklayıvermekte fayda görürüm. İleri olmak, elâlemi geri bulmaktan gelen bir dar görüşe sahip olmak hastalığına tutulanlardan bazısı ısrarla feryat ediyor: Geri an’anelerden vazgeçelim. Nedir bu eski musiki, garb’a uyalım! (Yanlış; musiki bir an’ane değil, bir san’at oluşudur, başka cinstendir.)
“Hâlâ bir memlekette partiler değil, kuvvetli şahıslar idare etmeli” diyenler var. “Bu geri, geleneklerden ne zaman kurtulacağız?” (Yanlış; bu da an’ane değil, ayrı cinsten fikri bir oluştur, karıştırmayalım.) An’ane veya daha hoş bir kelime olan Türkçesini yazalım, gelenek dediğimiz şey, devam ettirilip terk edilmesi ihtiyarımızda olmayan, ama zamanla kaybolduğu yerlerine yenileri peyda olan, hattâ kaybolduktan üç asır sonra tekrar nükseden cinsten zararsız şeylerdir. Yüzümüzü yıkamazsak pis kalmak gibi bir zarara uğrarız, büyüklerimize saygı göstermezsek ne zarar görebiliriz? Geleneği tarif edenlerin bu görüşü hepimizin biraz irkilmesine mi sebep oldu yoksa? Saygısız yapılan fertlerin yaratacağı saygısız millet, zahirde zararlı değildir. Ama yine de saygıyı elden bırakmaz. Zira gelenek sevimlidir, hoş şeydir.
Faydasız olduğu gibi, zararlı da değildir. Şu halde ona, devirlerin o müstesna hamurkârı şekil verene kadar ilişmememizin faydası ne? Hurafeyi, irticaî geleneğe karıştırmadıkça yeni yeni âdetleri, modayı; kaprisleri gelenek sanmadıkça ürkecek bir şey olamaz.
Geçmiş yıllarda idi. Hastahanelerimizden birinde, frenk ellerinde tahlisini tamamlayıp dönmüş olan bir kimyagerin pek kaba bir ses çıkarmasından bütün köşkü müteessir olmuştuk. Kendisine bu işler için bir tuvalet mevcut olduğu söylendiği zaman, gülerek “Bırakın” dedi, “Bu boş an’anelerivr”, “Avrupa’da bu hareket sıhhi addedilir.” Bu işin orada sıhhi sayıldığına dair elimizde hiç bir delil olmamasına mukabil, biz de, atalarımızdan irsî olarak gelen bir eşeklik telâkkisine uğradığı muhakkaktır.
Kaçıncı bilmem kimin bilmem kaçıncı kızı önünde kuyrukunu ceketi ile eğilen İngiliz Başvekilinin temsil ettiği fikir yanında, bizim, gelenek düşmanı kimyagere ne ne buyurulur?
Şardağ, R. (1953, Haziran 4). Günübirlik/Bir taç vesilesiyle. Ege Ekspres, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

