Geçen gün sevdiği kızı bir ekmek bıçağı ile delik deşik eden pis katile hâkim sormuş:
— Niye öldürdün?
Bir sürü lâf bozuntusu arasında işte cevabının hülâsası:
— Seviyordum.
Patlamak işten değil. Dayanamayıp ben de bir sual sorayım:
— Sevip sevmediğini sormuyorlar. Niçin öldürdün diyorlar? Alacağım cevap eminim ki yine aynı olacak.
— Çünkü seviyordum.
Sevdiği için çırpınan, ona kavuşamayınca onsuz kalmaktansa dünyasız kalmayı tercih eden dönek romantik aşıklar için mazeret bulmak zor.
Öyle ya, seven insan, sevmekte, her şeye rağmen sevmekte devam edendir. Öldün kimi seveceksin artık? Hele sevgi yüzünden öldürmek, sevgiye kıymak pek delice ve hattâ alçakça bir hareket. Madem seviyordun, neden öldürdün?
Aşk gibi en büyük bir pehlivanla güreşemeyeceğini anlayınca onu kahpece yok etmek mertliğe yakışır mı? Bırak, yaşasın yaşasın ki sevdiğini bilesin. Sevmek için mutlaka senin mi olmalı? Mutlaka ellerin onun bir yerine mi değecek? Bu eller altın olsa bir gün toprak olmayacak mı? Senden ayrılmayacak mı?
Bu gözler yüz bin mumluk ışıkla da yansa bir gün sönmeyecek mi? Öyle ise, kapa gözlerini, yaşa aşkını! At elinden o bıçağı. Yum avuçlarını. Sık o duygularla, hayalini yaşadığın aşkın bütün âlâmını.
Utan, utan!
Aşkın en ebedîsini yaşadığı, en derin aşk şiirleri yazdığı halde bir tek mısraında olsun “Seni seviyorum!” demeyen Fuzulî’nin memleketinde yaşıyorsun.
Utan!
Şardağ, R. (1953, Haziran 7). Günübirlik/Utan… Ege Ekspres, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

