Ne Çelebioğlu, ne Lorentzo

Dünkü gazetelerde, Dumlupınar denizaltısı faciasına sebep olan gemi süvarisini tespit etmek üzere toplanan bilirkişi listesini gördünüz mü? Tam on beş kişi! Ve kendilerine sorulan sualler… Kaç tane okudunuz mu? Tam yirmi bir adet!

İnsanı vicdan denilen o derin kuyunun başına eğerek korku ve haşyetle düşündüren sualler… Bir tekine cevap vermek için bile o kadar ezici bir düşünce ve teemmüle kapılmak gerekiyor ki, bunun demirden leblebi olan yirmi bir tanesiyle nasıl başa çıkılabilecek?

Bu sebeple İngiliz mütehassıslarından olan bir bilirkişi, dosyalarını topladığı gibi soluğu İstanbul’da almaya yeltenmiş. Niyeti de cevabı oradan vermek. Fakat Ağır Ceza Reisimizin, “Bu cevapları burada bana vermeden bir yere gidemezsiniz; çünkü vicdanınız bunu emir ediyor.” şeklindeki ihtarı, adamın kalbine beşerî bir ikaz hançeri gibi saplanmış ve mütehassıs, bir temenna çakarak kalmaya, çalışmaya karar vermiş.

İşte nice civan kardeşimizi bahar çağında aramızdan alan felâketin müsebbibini Türk Milleti aramakta şüphesizdir ki haklıdır. Fakat bundan daha mühim bir şey var. Bu 21 sual, yedi düvele mensup 12 bilirkişi, elleri, hak sevgisi yanında otorite kuvvetinin de tetiğine asılmış olan Türk hâkimi ve nihayet kendiliğinden sanık sandalyesine oturan bedbaht Dumlupınar’ın süvarisi… Bütün bunlar cihana Türk’ün adalete olan sevgisini bir defa daha anlatmıyor mu?

Barış hâlinde bulunduğumuz dost bir milletin İsveçli süvarisi mi, bizim Çelebioğlumuz mu? Mes’ul kim? Türk Milleti, millet farkı gözetmeden mes’ulü tanımak ve rahatlamak istiyor!

Dünyaya, Kanunî Sultan Süleyman devrindeki “Büyük Adalet” vasfımızı bir defa daha ilân edeceğiz ve gözümüzü kırpmadan mes’ul bizimki ise, acımızı yüreğimize bastıra bastıra kararın adaletini öveceğiz. Naboland süvarisi bilmelidir ki, bu memlekette mecelle ahkâmı devirlerinden beri hiç ölmeyen bir “Adalet” hissi vardır.

Türk Milleti, ferdî duygularını bir yana atmış, dosta da düşmana da kâinatın hâkiminden aldığı ilhamla hakkı her şeyin üstünde tuttuğunu yeniden ispat edecektir.

Ne Sabri Çelebioğlu, ne Kaptan Lorentzo; fakat sadece Adalet!


Şardağ, R. (1953, Haziran 11). Günübirlik/Ne Çelebioğlu, ne Lorentzo. Ege Ekspres, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın