Mürüvvete buyurun

İstanbul’da arife günü kamarada bulduğu on bin lirayı sahibine götürüp teslim eden kamarota meşhur tüccarın verdiği hediyeyi gazetelerde okudunuz mu: Bir kutu şeker! Pardon, unutuyordum, bir de nasihat; arkadaşlarınla beraber yersiniz!

Buna benzer acı olaylara sizler de benim gibi sık sık gazetelerde şahit olmuşsunuzdur. İki yıl önce de bir tramvay biletçisinin sahibine teslim ettiği on yedi bin liraya mukabil gördüğü mükafat bir kutu pasta idi. Bu arada nice altın kolyelere elmas iğnelere, pırlantalara hülasa bulunmuş bir çok mücevher ve nakit paralara karşılık takdim edilen hediyelerden bir kaçını daha sıralayalım: iki buçuk lira, bir paket sigara, “Aferin oğlum,” “Teşekkür ederim,” ha unutmayım, bir tanesi de emaneti bulup getirenin yanağından bir makas alıp gitmişti.

Şüphe yok ki cemiyetimizin fertlerine yaptıkları asil ve necip hizmetlerine mukabil bir karşılık beklemek tavsiyesinde bulunacak değilim. Fakat emanete, haram olana el sürmemeyi öğrenmiş olanların çoğunun fakir, nasipsiz kimseler olduğunu, bin değil, iki üç yüz lirayı bile bir arada görmemiş bulunduklarını düşünüp zenginlerimizin, yoktan yere tekrar kavuştukları servetlerinin bir kısmını olsun gözden çıkarmaları mümkün değil mi diyorum. Meselâ, bayram üstü zavallı kamarota bir yüz lira vermek onun için ne meserret bahşedici olacaktı! Ama üzülme yavrum, malı kadar zekâtı olan ve seni bir kutu şekerle çırak çıkaran o kişi zadenin şişkin olanı sadece cüzdanıdır. Senin, akşam, eve dönerken göğsünün iki taraflarında taşıdığın faziletten onda eser bulunmaz. Sen bununla övün; o da cüzdanı ile övünsün!


Şardağ, R. (1953, Haziran 17). Günübirlik/Mürvete buyurun. Ege Ekspres, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın