Bir okurum, dün bizzat bana kadar gelmek zahmetine katlanmış. Radyomuzdaki imtihanlar üzerinde fikrimi öğrenmek istedi.
Bana bazı sualler de sordu, cevaplar verdim. Bu cevapları biraz daha tafsil ederek öteki okurlarımada nakletmek istedim.
1. Radyomuzdan ayrılan 13 sanatkârın içinde, üç dört tanesi gerçek bir imtihanda muvaffak olamayacak kimseler demiştim. Bunların kim olduğunu ben değil adaletle cereyan ettiğine inandığım imtihanlar ispat edecektir.
2. Radyoda kalıp da imtihanlara girenler arasında ancak iki kişi ses bakımından (Berhayat Orhon hakkında kanaatim yok) değer ifade ediyor. Bu husus da yarın veya öbür gün neticelenen imtihanlar ispat edebilecektir.
3. Radyodan ayrılan sanatkârların bu hareketinden müdür de kendileri de, Basın Yayın Umum Müdürlüğü de ayrı ayrı ve kısmen mesuldürler demiştim. Bunun aksini ispat etmeye çalışanlara şunu söylemek isterim. Şu halde bütün bu olanlardan bendeniz mesulüm demektir.
4. Bana soruyorlar: İmtihanlar gevşek mi, sıkı mı icra edildi? Daha sıkı yapılabilirdi; sebze çorbası yapmıyor, radyo sanatkârı seçiyoruz.
5. “Çocuklarımızın güfteleri doğru okuyup okumadığını imtihan edecek selâhiyetli kimse var mıydı heyette?” diye soranlara cevabım: “Divan edebiyatını, musikimizle bereber bilmeyen, bu mevzuda tahsil olarak etüt yapmayan insanın yetkisi olur mu? Devletin basın yayın teşkilâtı ve radyoları bu bakımdan acz içindedir. Nerde kaldı gayrıya himmet edebilsin.”
6. İmtihanda bulunan her iki Cevdet Bey (Çağla, Kozanoğlu) birer kıymettir. Kozanoğlu’nun taşıdığı adalet hissine anlayış ve dirayete hayranım.
7. İmtihanlar hakkında neticeler alınmadan bir tek lâf etmeye yemin ettim.
8. “Kozanoğlu, Kasabalı‘yı ve Neyzen’i imtihan edebilir mi?” diyorlar. Kozanoğlu şahsen bu selahiyete tam sahiptir.
9. İmtihanların neticelerine kadar heyecan duyup duymadığımı soruyorlar. Anamdan doğalı beri, solist kardeşlerim için duyduğum alâka ve heyecanı hiçbir işte duymadım.
10. “Radyo müdürü Ümit Bey’e kırgın olduğunuz söyleniyor.” diyorlar. Evet hergün bunu ben de duyuyorum ama yanlış tarafı var. Ümit Demiriz‘e kırgın olabilirim, nitekim öyleyim de. Ama radyo müdürünün iyi niyetine, çalışmasına ve alâkasına hayranım.
Onunla artık fasılasız devam edecek olan kırgınlığım, iyi hizmetlerini görmeme ve övmeme asla mani olmayacaktır.
11. “Sert tenkit yapıyorsunuz.” diyenlere son cevabım: “Çok zaman gaflet uykusundan uyandırmaya ve ikaza çalışıyorum. Tenkit, baş altına kuş tüyü yastık döşemek değildir ki!…”
Şardağ, R. (1953, Haziran 24). İki gün sonra konuşacağız. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…
