İmtihan deriz. Ondan her şeyi bekler, ümit ederiz. Öğrenciler, takım takım bölük bölük bütün bir sene bu günü bekler, çok zaman yumurtanın kapıya veya pencereye yaklaştığı bir sırada hazırlanırlar. Anneler, babalar büyük bir tevekkülle bütün hayâl ve ideallerini işte bugüne, imtihan gününe bağlamışlardır. Öğretmen gözlerde büyür. Peşin hükümler vardır: “Öğretmen garez bağlamaz” pek saçmadır bu laf. Öğretmen de melek değil, insan olduğuna göre pekâlâ kızabilir. Sen bir sene içinde onun haysiyetini kır; sonra ondan meleklik bekle! Oldu mu ya! Sade okulda mı, şu bizim radyonunki de dahil, hayatın her kademesinde memuriyet, artistlik, güzellik, solistlik, icrakârlık imtihanları yapılır ve her zaman da imtihan heyetlerine bir Buda rahibi vasfı takar, bir aziz gibi ondan adalet bekleriz. En âdil kimseler dahi olsalar; bir takım şartların ve âmillerin tesiri altında, hükümlerini verirken aksayabilirler. Bir Amerikalı bilgin, bu gibi kimselerin verecekleri hükümlere, yani jüri âzasının kararlarına müessir olan şeyleri şöyle tasnif eder: Kararı verecek olan o gün karısı ile kavgalı mı evden ayrılmıştır, yoksa barışık mı? Alâkası uzun müddet devam eder mi etmez mi? Behimi hislere, yani cinsî arzulara fazla mı düşkündür; yoksa harem ağası mizacında mıdır? Sıcak ve soğuktan çok müteessir olur mu, olmaz mı? Dost hatırını icabında kıracak kadar, metin midir, yoksa her rüzgâra göre esen fırıldak mı? Allah’tan mı daha korkar, büyüklerinden mi? Bünyesi o gün münkabız mı idi, değil mi idi? Sulu mu, ciddi midir? Boğazına mı, kafasına mı daha çok düşkündür? Bütün bu sorular kaldıkça, dünyanın hiçbir yerinde, bir imtihandan yüzde yüz tatmin edici bir netice alınamaz.
Şardağ, R. (1953, Haziran 25). Günübirlik/İmtihan. Ege Ekspres, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

