Daha isabetli program – Basın Yayın’ın dışı Kâfiristan mı – Ahmet Aksoy’un hatırlanmayışı – Münavebe ile solist celbi
Radyomuzda yapılan son imtihanlarda elde edilen en büyük fayda, dün de yazdığımız gibi musikimize hakkıyla vakıf, hususiyle solistlerimize müessir olabilecek olan değerli bir canın vücuduna ihtiyaç duyulmasıdır. Dünkü gazete haberlerinden öğreniyoruz ki Tanbûrî Refik Fersan ile Kemençeci Fahire Fersan‘ın gelmek ihtimali kuvvetlidir. Basın Yayın Umum Müdürlüğü’nün bu güne kadar İzmir Radyosu’na gösterdiği alâkasızlık ne yalan söyleyim, ciğerimi yakmaktaydı bu radyo sömürge bir devletin müstemlekesi olmadığına göre yapılacak şey, ilk günden itibaren lâyık olan ehemmiyeti vermekti.
Her neyse: “Bir müzik şefi lâzım.” diye yaza çize bir müzik şefi geldi. “İmtihan” dedik, “Tasfiye” dedik, üç bariz haksızlığa ve idari tedbire rağmen umumiyetle o da faydalı bir şekilde icra edildi.
Radyomuza -ben pek sanmıyorum ama- eğer hoca olarak bu iki nadide şahıs gelirse sevincime ve İzmir’imizin sevincine payan olamaz. Bilmiyorum Refik Bey, İstanbul konservatuvarı icra heyetindeki ehemmiyetli vazifesini bırakabilecek mi, İstanbul musiki mahfeline veda edebilecek mi? Karı-koca iki ideal insan olarak mesut bir evlilik hayatına örnek olan bu eşlerden, kocasının derin ve özlü bestelerinin ilhamı ile kemençesini pek zarif icra eden Fahire Hanım‘ın ve bizzat değerli bir öğretmen olan Refik Bey‘in şehrimiz radyosuna gelmeleri sade beni değil, benim gibi, ihtisas sahibi kimselerin bulunmayışından ızdırap çeken radyo müdürüne de sevindirecektir. Bu taktirde, İzmir Radyosu Müdürlüğü’ne liyakatı dolayısıyla gönderilen müdürün, daha isabetli, yerinde programlara ulaşması mümkün olabilecektir.
İzmir’e hoca aranırken bilhassa nota sahasında bestekâr ve Muallim İsmail Hakkı Bey merhumun oğlu Ahmet Aksoy üstadımın akla gelmemesi acı değil mi? Basın Yayın’ın çok evvelden beri taşıdığı bir zihniyet vardır: Kendi kadrosunun dışına kâfiristan zannetmek. Bu sebepledir ki, Ahmet Bey dostumun Tekel’de İdare Amiri kaldıkça hatırlanmayacağı, İzmir Radyosu Müdürü’nün bütün arzusuna rağmen dikkati çekmeyeceği muhakkaktır. Temelinden başladığı nota derslerinin kendisinden sonra tatmin edici olmayan bilgilerle, ehil olmayanlar tarafından verilmesi sebebiyle Ahmet Aksoy‘un yeniden bu hocalığa dönmesi “boz yeniden başla” meseli gibi avare kasnak çevirmekten ibaret kalacaktır.
Evvelce de söyledim. Çocuklarımıza lâzım olan üslûp hocasının bir an önce gelmezi elzemdir. Memleketimizde bu işi yapabilecek insanlar ise mahduttur: Refik Fersan, Nuri Halil Poyraz, Şerif İçli gibi, Fakat üslûp kazanma ve tavra sahip olma davasında yetişmesi gereken çocuklarımız için bir kaç defa ileri sürdüğüm fikri yine öne atıyorum:
Mefharet Yıldırım, Nevin Demirdöven, Dr. Alâeddin Yavaşça, Muzaffer Birtan, Safiye Ayla gibi değerli solistlerinin, İstanbul ve Ankara’daki seansları için plâk doldurtmak ve münavebe ile hiç olmazsa birer ay İzmir’e gelmelerini temin etmek çok faydalı olur. Bu suretle nazarî olarak görülen derslerin tatbikatla ilerlemesi mümkünleşir.
Radyomuza daha başka neler lâzımdır? Bu hususta gelecek yazımızda yine konuşacak, onu müteakip imtihan kazanan solistlerimizin değer ve ses hususiyetleri üzerinde duracağız.
Şardağ, R. (1953, Haziran 27). Fersanlar gelirse. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

