Geçen gün içinde bulunduğum bir hizmet arabasında, vazife ile İnciraltı’na giderken Güzelyalı istikametinde bir büyük kaza atlattık. Biz tam, Yalı’nın son durağına gelmek üzere idik ki ileriden ve sağ yanımızdan giden tek atlı bir araba önümüze önümüze gelmez mi? Direksiyonda bulunan memurun, vasıtayı sür’atle sola çekmek istemesine rağmen şahlanan at, tam yanımızdan sıyrılıp geçeceğimiz sırada arabayı, vasıtamızın sağ ve ön cephesine bindirdi. Kalın saç levha kırıldı. At arabasının oku parçalandı. Allah’tan ben ve öteki arkadaşımıza bir şey olmadan yere atladık şimdi bu hadiseyi sıralamakta maksadım, bundan sonra anlatacağım kısma bir uvertür olsun diyedir.
Yere atlar atlamaz kulağımızda bir kadın çığlığı akis yaptı:
— Be adam, kör mü gözün? Evlâdım gidiyordu.
Arabacı, kadına:
— Allah senin belânı versin kadın! Senin yüzünden, çocuğunu çiğnemeyeyim diye kaçtım, arabamın oku kırıldı.
— Uydurma! Utanmaz, bir de lâf söylüyorsun; kabahatini örtmek için! Bu sırada bir bekçi yetişiyor:
— Kadın, ne bağırıyorsun? Sussana! Bir yerin mi kırıldı, bak adamın oku kırıldı.
Benzinci karışıyor:
— Bekçi misin nesin? Vazifeni yapsana, kadından ne istiyorsun? Ne diye ona hakaret ediyorsun?
Bu arada kadının:
— «Ay! Fenalıklar geliyor! Evlâdımı çiğneyecekti hain adam» diye feryadı duyulmada. Polis giriyor araya. Benzinciye hitaben:
— Siz ne karışıyorsunuz? Bekçiye ne diye müdahale ediyorsunuz?
— Sus be! Hangi devirdeyiz. Bir aile kadınını bu sersem bekçi nasıl hırpalarmış!
— Sen karışmasana!
O semtten bir kaç kişi, polise:
— Yahu! Bekçi nasıl tek taraflı karışırmış? Bu ne salak adamdır; sen de kalkıp onu müdafaa ediyorsun! Civardan geçen bir ihtiyar adam:
— Polisin vazifesine müdahale etmeyin yavrum, hakkınız yok!
— Hoppalaaa! Yoluna git sen, be birader.
— Ay! Aman fenalıklar geliyor. Bu sırada kadın bir ağaca güç belâ yaslanıyor.
Bir diğer polis, arkadaşına:
— Kadınla meşgul ol sen.
Dayanamayıp ben karışıyor ve polise yaklaşıyorum:
— Kardeş, sen varken şu bekçiyi karıştırma işin içine; bu, bir…
Bu sırada bekçi ile benzincı, polis tekrar kapışıyorlar,
Ben ayrıldıktan sonra daha başka kaç kişi karıştı bilmiyorum.
Şardağ, R. (1953, Temmuz 1). Günübirlik/Karışan karışana. Ege Ekspres, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

