Kız Enstitülerimiz beş on sene var ki hummalı bir defile faaliyeti içindeler. Sıraya dizilip yapılan geçit resmi manasına gelen bu Frenkçe kelime, aramıza o kadar girdi ve hayatımızın her safhasına karıştı ki… «Nereden geliyorsun?» «Defileden; görmeliydin o muhteşem pilileri.»
Gazetelerimize sabahları ilk göz atışta gözlerimiz genç kızlarımızın yaptığı kostüm defilesini arıyor. Gerçekten de bu olay takdire değer. Geçmiş asırlar içinde analarımız donlarımızın paçalarını dahi klâptandan işliyordu. Sofra peşkirlerinden, tencere tutma bezlerine, elbezlerinden ayak tozu bezlerine kadar bütün bu kumaşlar üstünde zevk-i selim en güzel hünerlerini gösteriyordu. İşte onların kızları da ispat ediyorlar: Öyle gecelik deyip geçmeyin, biz kanarya sarısı ipeği göğüs kısmında çini moru ile işler, eteklere sarı kuş gözlerini benek benek kondururuz.
Biz Nazilli basması diye küçük görmez, o harika desenli basmalardan fakir kesesine ve zengin kaprisine uyan yazlık bir rop yapmasını biliriz. Meselâ siyah fon üstüne sarı başaklar düşmüş bir basmadan, hafif bir inhinadan (eğilme) sonra kırılıveren kalçaları en güzel gösterecek modellere ulaşırız.
Fakat bu güzel defileler yanında acaba başka çeşitlerine ulaşamaz mıyız? Genç kız ve erkeklerimiz arada bir muaşeret adabı defilesi de yapamazlar mı? Meselâ bir şefkat ve iyilik defilesi, bir ince tavır ve jest defilesi, bir mütevekkil bakış, bir ruhnevaz muamele, itidal ve basiret defilesi, güzel, yılışıklıktan uzak bir tebessüm defilesi, bayağılığa düşmeyen kahkaha defilesi, incelik, zarafet, şirinlik, kan sıcaklık defilesi…
Bunların sırası geleceği güne öyle hasretim ki…
Şardağ, R. (1953, Temmuz 2). Günübirlik/Defile. Ege Ekspres, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

