Dün yine bir mektup aldım; dört yaprak dolusu. Evvela benim herkesi tenkit ederken yaptığım «büyük bir hatadan» bahsediyor. «Esti nesim-i nevbahar» diye başlayan eserin güftesi Nedim’indir demişim. Bir gafletime gelmiş. Kul kusursuz olmaz. Gerçi benim gibi tenkidi meslek edinmiş olan bir insan böyle bir hataya düşmemeli. Şair Nef’î’ye ait olanı Nedim’e mal etmemeli. Ama olmuş bir kere. Bu okuyucumdan özür dilemek, dalgınlığımı, 162 divana on senemi vermiş olmama rağmen hata yapabileceğimi bana hatırlattığı için de kendisine teşekkür etmek isterim. Ama kime? Okunur, işlek ve çok güzel bir yazının altında bilmem ne oğlu diye de bir imza var. Sadece «oğlu» su okunuyor. Ama ne «Oğlusu» olduğunu çıkaramadım. Fakat bu zat, “Türk musikisini, karısız ve rakısız dinlenilmeyen Türk musikisini» müdafaa ettiğim için beni «Mısır’daki Müslüman kardeşler, İran’daki Fedayan-ı İslâm ve Fransa’daki De Gaulle’cilerle bir tutuyor ve kısa zamanda Allah’ın bu memleketi benim gibilerden kurtarmasını, mektubunun manevî bir şamar olduğunu» bildiriyor.
Türkiye’nin bütün büyük gazetelerinde yıllarca san’at üzerine yazıları çıkmış olan nâçiz şahsımıza san’at nedir, onu öğrenmeyi tavsiye etmekten de geri kalmıyor. «Sana şamar atıyorum» diyor, «bu fikren olacak» demeyi ilâve ediyor. Güzel; hani fikir yazısı altında «imzan ve hüviyetin» diyemezsiniz. Çünkü imzasını atmaktan çekiniyor. Bana kıymet olarak inandığım batı musikisini övüyor; Millet Partisindeki irticaya hücum eden yazılarımın mürekkebi kurumadan, beni gerilikle itham ediyor. Böyle, kafası kesilecek, tokat atılacak, taassup duygularının zindanına atılacak, nihayet komünistlerin ölüm tehdidine maruz bir adam olmak… Bütün bunlar niçin? Hep senin yüzünden, ey beşikten mezara sürüp giden musikimiz!
Şardağ, R. (1953, Temmuz 9). Günübirlik/Bir mektup. Ege Ekspres, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

