Bu mor çiçek kimindir? Pehlivanın mı, Şevki Bey’in mi?
Bugün Ankara Radyosu’nda saat 20.30’da Uşşak ve Suzinak makamlarından güzel ve seçme şarkılar okuyacak olan Suzan Güven’i son zamanlarda ihata eden hayranların adeti her şehirde olduğu gibi İzmir’imizde de artmıştır.
Geçenlerde şahsı hakkında yazdığımız bir yazıyı müteakip aldığım bir kaç hemşehri mektubu bana bunu teyit etti. Bugün onun okuyacağı Uşşak ve Suzinak şarkılarının hepsi de güzel. Yalnız içlerinde yürük seyreden Aksak bir şarkı var ki hemen hemen radyolarımızda pek çok solistlerimiz tarafından sık sık tekrar edilmektedir.
Pek hoş bir şarkı: Güftesinin tamamı şu:
A benim mor çiçeğim,
Sen doldur ben içeyim,
Ahdettim yemin ettim
Uğruna öleceğim.
Güzelim görmeyeli
Hayli zamandır seni.
Canım feda yoluna,
Üzme artık bendeni.
Elmanın alına bak,
Dön de bir dalına bak,
Yaktın, beni kül ettin,
İnsafsız halime bak.
Bu güzel ve hafif dozdaki şarkı kimindir? Şerif İçli’nin güfteleri bir arada toplayan eserinde Osman Pehlivan‘ın diye işaret edilmiş. Ankara Radyosu repertuvarında ise Şevki Bey‘e ait kabul edilmiş bir durumda. Tanınmış musiki hocalarından Şerif İçli, hatta Nuri Halil Poyraz bu Osman Pehlivan’a mal ediyor. . Büyük bir kısmı da Şevki Bey‘e.
Fakat asıl hayret edilecek nokta bu değil. Bizzat ben, babamdan, bu eserin Beylerbeyi’li arkadaşı ve Türk musikisinin kemaline varmış son şarkı üstadı Şevki Bey’in bir eseri diye duymuş, hatta eserde alâkalı bir de macera dinlemiştim. Rahmetli Şevki Bey, Cemil Molla semtinde oturan bir dostunu ziyarete gittiği günlerden bir gün, bahçede on-altısında, mahcup bir kızcağız görüyor. Kızın sesi de güzelmiş; onunla alâkalanıyor. Hatta kızın annesi de, Şevki Bey‘in komşusunun yakın ahbabı imiş. Küçük bir tel örgü ile ayrılan bahçeden Şevki Bey bu son derece güzel kıza hayranlık hisleri içinde bakarmış.
Şevki bey bu son derece güzel kıza hayranlık hisleri içinde kalırmış. Onu sevmiş de, ona bu kız, uykuyu haram eden geceler geçirtmiş. Ama gel gelelim, bunu nasıl itiraf edersin? Bir gece bu küçük ve âfet kız, pederin de bulunduğu bir gün annesiyle beraber Şevki Bey‘in dostlarına misafir oluyor. Annesi içeride. Kız, üstada sesini dinletmek istiyor. Şevki Bey, sese de, sahibine de hayran. Hatta bir aralık yanlarına gelip oturan kızla iç çekişleri içinde alâkalanışı, babamın ve ev sahibinin bile dikkatini çekiyor. Kimselere bir şey açmayan Şevki Bey‘den, ertesi akşam bu besteyi zevkle dinleyen babam, bu romantik ve ağır şarkılar bestecisinin yepyeni çeşnideki eserinin ilham kaynağını da tahmin etmiş.
Şimdi, “Bu şarkı nasıl olur da Osman Pehlivan‘ın olabilir?” diyeceksiniz değil mi?
Ankara’da bir akşam Halkevi salonunda bir grup genç, Tamburacı Osman Pehlivan‘ı dinliyorduk. Bir aralık Pehlivan size bir de eski bir türkümü okuyayım demez mi? İşte Şevki Bey’e ait olduğunu söylediğim o Suzinak türküdür. Bu nasıl olur? Bu Arap saçının içinden nasıl çıkılabilir? Ben ancak şöyle bir hal yolu buldum. Pehlivan’da bu türküye benzer bir halk türküsünün hatırası var. Bunu Şevki Bey de biliyor. Yalnız, Pehlivan biraz daha başka türlü ve kesik kesik, ayrı mezürde çalıyordu. Her ikisi, demek ki müşterek bir halk türküsünden ilham ve öz almışlar. Her ne ise, ikisine de rahmet olsun.
Şardağ, R. (1953, Temmuz 9). Bir şarkı iki kişinin olur mu?. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

