Pis cenabet!

Sinek çok, bunu hamdolsun duymayan kalmadı. 

Sinekle mücadele de “çok” mu “pek” mi, kuvvetli mi?

Bilmiyorum, yalnız, bakıyorum da herkes bu pis cenabetin sadece çokluğundan söz ediyor. Her çok olan şey çirkin değildir ki. Ama diyeceksiniz ki Millet Partisi çok değil, az, fakat yine de pislikten kurtulamadı.

Her neyse efendim, sineğin öteki münasebetsiz vasıfları üzerinde durmak istemiştim. Hep tıbbî mi konuşacağız a canım, biraz da işi başka taraflardan mütalâa etmeliyiz. Sinek niçin melundur? Bir defa vızıldar.

“Sinek gibi vızlama” derler. Canının en sıkkın olduğu zamanda yanına gelen bir insanı düşün, habire, soluksuz dinlenmeden konuşuyor. Sineklere, “yine kondu derler.” konmak çok zaman bir leş üstüne vukua gelen hâdisedir. “Mirasa kondu” sözü hiç de hoş kaçmaz.

“Sinek gibi yapışkan” mahlûklar yok mudur? Bacağından tutup atsanız burnundan yapışır. “Kara sinek” deriz. “Kara”nın hangisi güzeldir ki. En çok kullandığımız kara toprak sözü, hiç değilse acıdır. Kara kuvvet, bir milletin başına nasıl da belâdır Allahım! “Kara gün” Allah, kimseyi bu dost imtihanların icra edildiği güne duçar etmesin. Ya “sinek gibi üşüşen”lere ne buyurulur? İşin bal alınacak cephesi bir defa belli olmasın. Düşmanlar, dostlardan önce omuz başındadır. “Sinekten yağ çıkarmak” cimriliğin tam tasviridir. İşte okuyucularım, biz böyle bir hayvanla mücadele halindeyiz. Allah yardımcımız olsun.


Şardağ, R. (1953, Temmuz 11). Günübirlik/Pis cenabet. Ege Ekspres, s. 2.   


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın