İsteyen kim?

Dün bir bayan okuyucumdan aldığım uzunca bir mektuba ayrıca cevap vereceğim. Çok canlı bir ifade içinde kaleme alınmış olan bu mektup bana bir cihetten de fıkra mevzu ilham etti. Okuyucum diyor ki: İçimde; dışımı ezen öyle olaylar geçiyor ki bunalıyorum. Adeta içimi istemiyorum. Bu sayın okuruma sorabilir miyim: İçini isteyen kim ki. Samimiyetle bir itirafa kalksak, cemiyetin kaç ferdi, Dostoyevski’nin tiyatro ve romanlarındaki kahramanlarından farklı kimseler olur! Hepimiz içimizi cilâlamasak, saklamasak, allayıp pullamasak toplulukta birbirimizin yüzüne bakacak halimiz kalmaz. Meselâ yumruklarını sıkar, göğsünü şişirir, bakarsınız, ayaklarını da öyle sert vurur ki.. İnanmayın, hastadır. Hep neşe, hep kahkahadır, ama doğru mu? Her gülüşünde içinin birkaç damla göz yaşını gürültüye getirerek dışarı sızdırmaya çalışır. Cevval, enerji, ateş dolu bir için sahibi olduğu halde, dışarı akseden hayali bükük bir boyun, ezik bir bedendir. Sol kaş kalkık, alın kırışık, bakışlar dalgın. Bu âlimane tavır, aslında cehl içinde yüzen bir iç’i örtmeğe çalışır. Hiç sevmez, metin, dağlar kadar dayanıklı bir iradeye sahiptir; ama bu işin dış görünüşü. Siz onu biraz fiskeleyin, bütün arzularını avucunuza boşaltacaktır. Bu ne müsait, müsamahakâr mizaç diye, habire tartaklarsınız. Asıl iç, bir gün isyan edince, her tartaklamanıza mukabil on şamar yersiniz. Gözler vardır, içten gelen nasipsizliği, bahtsızlığı, büyük bir saadet rüyasına boğar.

İç, iç!.. Bu dünyada, inanın bana dostlarım, asıl sıva ve badana işleri evlerimizde değil, ruhlarımızda cereyan ediyor. Ne de usta mahlûklarız Yarabbî!


Şardağ, R. (1953, Temmuz 25). Günübirlik/İsteyen kim. Ege Ekspres, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın