İstanbul Milletvekili Senihi Yürüten Meclis’e verdiği bir takrirde, “Şifahanede bulunan bin beş yüz aptalla ne yapacağız” diye soruyor. Ben tımarhane dışında akıllı diye gezen aptallardan söz edip işi mizaha dökecek değilim. Fakat şu aptal kelimesi için teksif ettiğimiz mananın manasızlığına da dokunmadan geçemeyeceğim.
İsviçre’nin büyük insaniyetçilerinden Louis Meylan “İnsan ve insaniyet” adlı eserinin sonlarına doğru bu fasla da dokunur ve “aptal”, der, “Büyük insanlığını ve iyiliğin bütün cevherini ruhuna doldurmuş, bu dolgunlukla şaşırmış insanın tâ kendisidir”
Freuid’in, aptalları, “büyük korkaklar ve ebedî cesareti kırılmışlar” diye vasıflandıran görüşünü de buna eklerseniz onlar hakkındaki istihza yüklü anlayışımızı değiştirmemiz gerektiği meydana çıkar.
“Aptala malûm olur” sözünde gizli yanan hakikat nedir? Bu onların iyi insanlığı değil mi? Alay ederseniz, ciddî sanır, yalan söylerseniz, doğru sanır, sahte bir ıstırap alâmeti gösterirseniz, ağlayası tutar. Falan kız sana âşık, derseniz, inanıp sevinir, sevgilin senden soğudu derseniz, oturup matem eder. Sonra kalkar da iyilikten nasipsiz iç âleminizin çirkin taraflarını örtmek için “aptal” der gidersiniz. Halbuki o ne yapmıştır? Sadece size inanmış, sizi sevmiş, sizin yalandan acındırma rolünüze, bütün duygularını seferber ederek ağlatmıştır; o kadar. Onların çoğu zaman, insan oğullarından sıtkı sıyrılmış kimseler olduklarını iyi biliyorum. Beş kişilik ailesi ile birlikte bir tek odada yatan, adını sorduğum zaman terleyen fakir bir talebem vardı: Halil. Ona hocalık yaptığım bir yıl zarfında cesaret vermek için nasıl çırpındığımı anlatmam bile hazin olur. Halil nasılsın? Terler. Halil gel biraz! Terler. Halil çekinme evlâdım! Terler.
İnsanlardan sinmiş bu münfail mizaçların küllerini eşelerseniz, altından, iyilikseverliğin muhteşem insanlığın iki büklüm kıldığı aptal çıkar…
Şardağ, R. (1951, Temmuz 20). Günübirlik/Şu kendilerine malum olanlar. Yeni Asır, s. 3.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

