Bu kim?

Birkaç akşamdır, tatsız, tuzsuz ve çırpıştırma bir şekilde çalınan Ramazan davulu ile fırlıyorum. Turgut dostumun hani hakkı da yok değil. Geceleri, rüyalarımıza hafifçe sızarak uyku âlemimizde sevimli bir istasyon yaratan eski İstanbul davullarını gerçekten hatırlamamak mümkün olmuyor. Sığır derisi üzerinde değil, beyin zarım üzerinde öten tokmak sesleri gümbedek inmeye başladı mı, ondan sonra ya uyumuyor veya acayip rüyalar görüyorum. İşte dün de böyle bir rüyada idim. Etrafımda bir gürültüdür gidiyordu. Karşıda bir adam anasını öldürmüş. Halk yakasına yapışmış, herkes bir tefsirde bulunuyor. Adamın biri de uzaktan bu manzarayı alâkasız seyretmekte. “Acaba hâkim midir” dedim. Her neyse efendim, bu sırada bir koşuşturmadır başladı. Ne o? Parti miting var, dediler. Sağ tarafta birinin, sol tarafta öteki partinin mitingi varmış. Partililer ve partisizler heyecan ve alâka ile hâdiseleri takip ediyor. Ama gel gelelim o, bacaklarını uzatıp, sigaralarının dumanını havaya savuran adam bir türlü yerinden kıpırdamıyor. Şimdi bende mitingden ziyade bu adamla konuşma merakı başladı. Yanına sokuldum:

-Merhaba efendim!
Bir esneme.
-Merhaba efendim!
-Anlamadım bi şey mi dediniz?
-Hayır merhaba dedim.

Bir sigara çekimi ve sonra kısa bir sükût, en sonra:
-Merhaba!
Hakaret görmüş bir adam halinde yanından ayrıldım Tam bu sırada rüya buya! Memleketimde imişim. âni bir kıtlık hüküm sürmeye başlamış. Sefalet manzaraları her köşede görülüyor. Herkes bu dert üstüne eğilmiş. Ama bizim kayıtsız adam da hiç hareket yok.

Evet efendim, neler olmuyor, ne hâdiseler, cinayetler, memleketi güldürecek haberler, saadet haberleri, fakat o iri kıyım ve katmer göbekle bir hareket yok. Tekrar kuvvetli bir tecessüsle yanına sokulup soruyorum:

-Affedersiniz efendim. Bu kadar mühim hâdiseler karşısında maşallah hep rahat ve âsûdesiniz.
-Öyle!
-Şey, mesela siyasi partiler arasında sert konuşmalar oluyor, hiç fikriniz yok mu?
-Seyirciyim ben!
-Aman beyefendi, deve güreşi değil ki, memleket meselesi bu!
-Olabilir!
-Peki ya iktisadî durum, ya şu ana katili evlât, ya şu yurdu bahtiyar eden gelişme? Bunların hiç biri hakkında bir hükmünüz olmayacak mı?
-Hayır.
-Affedersiniz ama, siz kimsiniz?
-Bitaraf!


Şardağ, R. (1952, Haziran 7). Günübirlik/Bu kim?. Yeni Asır, s. 3.



Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın