Ali Rıza Hoca’yı kaybettik

Bu yaz, ikinci kaybımız bu!.. Avni Önsan‘ın yarası kapanmadan Ali Rıza Hoca uçtu gitti aramızdan. Dün, kıymetli edip Selim Aru ile Önsan‘ın âni ölümünü konuştuk. Gözlerimiz yaşlı ayrıldık, konservatuara geldim. “Hoca öldü!” dediler. Çarşamba günü beraberdik. Tertemiz yüzü, çelebi edası, her zaman bizden esirgemediği müşfik jestleri ile gözümün önüne geldi. 

Pazar akşamı hastalanmış, Pazartesi akşamı ebediyete gidiş… Aranılan bir ölüm, fakat geri kalan için çok güç. Konservatuarda onun için ağlamayan kalmadı. Ne kadar çok seviliyormuş meğer. Hakiki sevgi, maddi münasebetler bittikten sonra başlıyor. Eyyubi Ali Rıza Şengel iki sene evveline kadar Türk musikisi icra heyeti şefi idi. Senelerce bizi çalıştırdı. Beraber konserler verdik, seyahatler yaptık; acı tatlı günler geçirdik; bir gün kırılmadık, bir acı söz, kırıcı bir kelime onun lisanından sadır olmazdı. İnsan seven adamdı o..

Çok sağlam musiki bilgisi vardı. Bir hocaya lüzumlu bütün bilgileri şahsında toplamıştı. İyi not, güzel usûl bilirdi. Hele okuyuşundaki üslup, klâsik musikinin bütün inceliklerini ifade edecek kudrette idi. Ne yazık ki sesi ve okuyuşu plâklarla tespit edilmedi. Kaç senedir yalvardım, hocanın sesini ve okuyuşunu tespit edelim diye; aldıran çıkmadı. Resmî müzik müesseselerinin alâkasızlığını bildiğim için, diktafon alan dostlarıma da rica ettim, kısmet değilmiş. Metotlanacak Türk musikisi okuyuş üslubundan alınacak çok şeyler vardı. Hep aklımız iş işten geçtikten sonra başımıza gelir!

Ali Rıza Hoca‘yı otuz sene evvel Şehzadebaşı’da kurduğu musiki dersanesinde tanımıştım. Yüze yakın talebesi vardı. Buna rağmen dersanenin bütün işlerini bir başına yaptığı gibi talebeler gittikten sonra ders salonunu bizzat süpürdüğünü bana anlatmıştı. O böyle bir idealist hoca idi. Şerefli yaşadı, kimseye boyun bükmedi, şanı şerefi ile Allah’ına kavuştu. Son vazifesi İstanbul Konservatuarı’nda eski eserlerin tespit ve ihyası için kurulan heyette aza idi. Bu kurulda da musikimize faydalı oldu. Çok kıymetli koleksiyonları vardır. Hayatında lâyıkı ile istifade edemediğimiz hocadan sonra istifade edelim. Bıraktığı notalar kese kâğıdı olmadan çöp tenekesine atılmadan satın alınıp istifade edilmesi lâzımdır. Nur içinde yat sevgili hocamız, Allah hepimize senin gibi temiz, lekesiz bir ömür ve senin gibi şerefli bir ebediyet nasip etsin. Mekânın Cennet olsun…


Şardağ, R. (1953, Ekim 4). Ali Rıza Hoca’yı kaybettik. Ege Ekspres Gazetesi, s. 6. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın