Ne zamandan beridir Ankara’da bulunmakta olan eski ses sanatkârlarından Muallâ Gökçay‘ın da iştirakıyle bu akşam Ankara Radyosu’nda saa 18.00’de icra edilecek olan fasılda, Bayati Araban makamı ele alınmış bulunuyor. Kendisini yaşlı göstereceğimizden dolayı alınmazsa, Gökçay için “ihtiyar tilki” demek pekalâ mümkündür. Zira bu kıdemli sanatkârın sesi hâlâ ayakta ve dimdiktir. Uzun yıllar boyunca maceralar yaşamış olan bu ses, öteki Muallâ ile birlikte Ankara’da esasen iyi hazırlanmakta olan fasıllara ayrı bir renk katmış bulunuyor. Bu akşam dinleyeceğiniz eserler içinde iki tanesi var ki, değer ifade etmekte ve hâlâ sevimli vasıflarını sürdürmektedirler. Bunlardan biri, güftesi Kenan adındaki bir şaire ait bulunan, bestesi Haşim Bey‘in olan Ağır Aksak usûlündeki şarkıdır. Bir kıtasını yazalım:
“Nimet-i vaslın için ey gonca leb
Terk-i can etmek de bir şey mi aceb
İftiraka olmasa ey meh sebeb
Terk-i can etmek de bir şey mi aceb”
Manası:
“Ey gonca dudaklım! Sana kavuşmakla elde edeceğim nimet karşısında canımı terk etmek de acaba bir şey mi? Ay yüzlü sevgilim, senden ayrılmaya sebep olmasa, hani canımı uğrunda terk etmenin hiç de ehemmiyeti yoktur.”
Fasıldaki ikinci güzel eser, muhterem üstadım, rahmetli bestekâr Lem’i Bey merhumun bildiğiniz şarkısıdır. Derin lahinlerle asonanslar halinde uzayıp giden bu nefis şarkının sözleri de şudur:
“Bekasız hüsnün güvenme anına
Benzer bu çağın gül zamanına
Ermeden baharın dem-i hazanına
Bırakma nazını bülbüle açıl
Fani bu dünya gel açıl, saçıl”
Manası:
“Sonu olmayan güzelliğin çalımına alımına güvenme! Her çağ gelip giden gül zamanı gibi o da gelip geçicidir. Baharın hazan vaktine erişmeden ey sevgili, nazını bırak; ben âşık bülbülüne açıl, bu dünyanın sonu yok, açıl, saçıl.”
Şardağ, R. (1953, Ekim 3). Ankara Radyosunda Bayati Araban faslı. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

