Şu işe bakın, İstanbul’da yapılacak olan Avrupa güzeli müsabakası fiyaskoyla neticelenecekmiş. Neden mi? Meğer Alman kızı barlarda çalışmış bir kızmış. Daha ziyade barları temsil edermiş. Vay efendim vay. Bar kadınıdır diye güzelliğinden mi düştü? Ne rüküş insanlar var şu dünyada. Sakalı uzamış diye mahalle bakkalından alışveriş etmenin, eski entarisini giydi diye küçük çocuğumuzu sevmemek ne kadar saçma ise ve sülün gibi kıza barda çalışmış diye güzelliğini kabul etmemek de o kadar saçma bir harekettir. Ne yapıyoruz? “Protestan kilisesine rahibe mi seçiyoruz yahu?” Ortada bir gövde, endam ve yüz güzelliği bahis mevzu iken nesep, meslek davasına girişmek, feleğin herhangi bir kahrı ile bu yerlere düşmüş olan insanları durup dururken aşağılamaya kalkmak bence ukalalığın daniskasıdır. Daha açık olalım: Neden ürkmüşlerdir? Bar kadını olmak hiç şüphe yok ki arzu edilir, tavsiye edilir bir meslek değildir. Fakat Batı’da barlara en namuslu aileler de karı-koca olarak rahatça gidebilirler. Orada bu kadınlardan bir kısmının yaptığı yegâne şey, damsız gelen insanları dans denilen medeni eğlencede yalnız bırakmamaktır. Bizde bar deyince, ölçü biraz da seviye düşmesine uğruyorsa şaşacak bir şey yok. Üniversitelerimiz arasında, teknik ve fenni tesislerimiz arasında nasıl aleyhimize az çok fark varsa, bar mevzuunda da bu böyledir. Gecenin üçlerine kadar bazen istikrah edilecek, kusulacak adamlara dil dökmeye, onlardan zevk alır görünmeye mahkûm olmak, her hâlde istidâ ile talep edilecek bir şey değildir. Müsabaka bir ahlâk müsabakası olmadığına göre “bar kızı” diye tereddüde düşmekte mana yok ama, böyle dahi olsa, güzellik müsabakalarına girenlerin bar mensubu olmayanları için ahlâk bakımından yüzde kaç mutlak emniyetimiz vardır. Hiçbirinizle ülfetim yok ama, ukalâlık para ile değil ki, üzülmeyin bar kızları!
Şardağ, R. (1953, Eylül 8). Günübirlik/Bar kadınıymış. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

