Gelberi

Dün, bir dostla beraber fuarın Alsancak kapısından çıkmıştık. Arkadaşım hususi arabasını tretuara yığılmış olan diğer otomobillerin arasından kurtarmak üzere geri manevra yaparken, derhal bir ses peydah oluyor: 

– Gel, gel! Beri gel! Gel beri! Gel beri!

Sonra aynı ses devam ediyor: 

– Dur! Az daha gel! Gel! Gel beri! Tamam!

Koluna kırmızı bir de pazubant takmış olan delikanlıya arkadaşım bir miktar bozukluk veriyor. 

– Bu kim? Diye soruyorum.
– “Değnekçi” diyor.

Mes’ele anlaşılıyor. Hususi arabalar sırt sırta yanaşmış; fuar dolayısıyla tabii. Bunların kullanıcılarına bir işaret vermek lâzım gelmez mi? İşte size nasip! Medeniyet ilerledikçe daha ne iş imkânları göreceğiz. Fakat unutmayalım ki bu kısmet ve nasip fuarla beraber gelmiştir. Bir komşu çocuğu vardır. Fuarda kazandığı bir aylık kazançla üç dört ay yuvasına, anasına bakar. Eşekçi, gazinocu, köfteci, dönme dolapçı, sesini satarak reklâm yapan, ayağına kiralık almak üzere gel, git işi gören, salepçi, süpürücü, ufak tamirci, kaşık yıkayıcı, dondurma külâhı hazırlayıcısı, daha neler.. İşte bir de şu kapıda gördüğümüz meslek: “Gelberici”.

Bütün bu rızık imkânlarını bir ay şehrimize getiren fuarı nasıl övmezsiniz? Değnekçi otomobile işaret veredursun, biz fuara seslenelim: 

– Aman fuar, gitme sakın, gel! Gelberi!


Şardağ, R. (1953, Eylül 14). Günübirlik/Gelberi. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın