İlk temas

Gazetelerde okudunuz mu bilmem, Ay’la ilk temas başlamak üzere. Bir Frenk bilgini, uzun müddet süren hazırlıklarını bitirmiş, Bize olan yabancılığını ebedî bir merakla takip ettiğimiz Ay’a gidebilmek için lâzım gelen tertibatını da almak üzereymiş. “Kim bilir nelerdir bu tertibat?” diye pek mi meraklandınız? Meselâ, muazzam cesamette çiçek buketleri mi? Arz sakinlerinin çeşitli milletlere mensup güzellerinden bir murahhas heyeti mi? Hediyeler, dostluk mukaveleleri mi? Dünyamızda çok meşhur olan, orada, bulunması asla ihtimal dahilinde bulunmayan bir gıda, meselâ, Paro maması mı? Maçlar yapmak üzere spor kulüpleri mi? Hayır, hayır, bunların hiç birisi değil. Hemen söyleyeyim, büyük uçaklara yerleştirilmiş, çok uzakları, Ay’ı dahi dövebilecek çapta toplar. Ne tufaf değil mi? Bizim bildiğimiz, hayli zamandır meçhul veya uzakta veyahut da gıyapta bulunan bir kimse ile ilk temas daima güzel, şefkatli ve muhabbet içinde cereyan etmiştir. Yeni doğan yavrunun dünyada ilk tanıdığı insanla, yakınları ile temas ne kadar şefkatlicedir. Aşıkların ilk münasebetlerindeki mahcupluğunu, içtenliğini ve içliliğini bilmeyeniniz var mı? Ağaçların bahar ile ilk karşılaşmalarında değil midir ki tomurcuklar, o elmas ve zümrüt kümesi halindeki çiçekler meydana gelir. Musiki ile ilk temasımızda müşahede ettiğimiz ahenk…

Ama işte bakın ki içeride kimselerin olup olmadığını düşünmeden mahiyetini anlayalım diye, ilk temasımızda Ay’ı topa tutuyoruz: Maksada elimiz günahlı ve kanlı olarak ulaşmak acı değil mi? Ah bu aczimiz! Sulha kavuşalım diye birbirimize kıyarız. Kıtalar keşfedelim diye orada yaşayan insanları öldürürüz; marazı görelim diye ölüyü didikleriz. Hayatın esrarını çözelim diye protoplazmadaki cana kastederiz. Şimdi de hikmetini anlayalım diye dolu dizgin, ifna kuvvetleri ile Ay’a gidiyoruz.


Şardağ, R. (1953, Kasım 16). Günübirlik/İlk temas. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın