İzmirli ney üstadı: Dr. Şükrü Şenozan

Dr. Şükrü Şenozan, İstanbul Ticaret Odası tabibi.. Fakat aynı zamanda bir ney üstadı. 

Türk müziği ile ilgili bir konuşma yapalım dediğimiz zaman, gayr-ı ihtiyarî eski devre, gençlik günlerine doğru döndü ve dedi ki: 

– Eyüp’te oturuyorduk. O zamanlar Zekâî Dede de Eyüp’te oturduğu için bu büyük mahallede herkese büyük bir musiki aşkı gelmişti. Eyüp’ün bakkalları bile saz çalıyor, musikiyle meşgul oluyordu. Bir tek Zekâî Dede‘nin mevcudiyeti koskoca bir mahalleye heves vermişti. İyi bir şeydi bu. Ben de musiki hevesine kapıldım ve Zekâî Dede ile oğlu Hafız Ahmet Efendi‘nin derslerini takibe başladım. Hocam Hafız Ahmet Efendi‘dir. Görseydiniz o devirde nasıl bambaşka bir musiki âlemi vardı. Ne kadar dikkatli ve aşkla dolu olarak çalışılırdı. Şimdi de radyonun mevcudiyeti, gençlerin musiki aşkını alevlendirmek için hakikaten çok faydalıdır. Meselâ geçenlerde bir ses müsabakası tertip edilmişti. Kazanan radyoda okuyacakmış… Yüzlerce gencin bu müsabakaya iştirak etmesi beni bayağı heyecanlandırdı, mütehassis etti…

Dr. Şükrü Şenozan, müzik babında o kadar hatıralarla yüklü ki bunları bu sütuna sığdırmak mümkün değil. Onun için biz yine anket suallerimize dönelim ve ilk sualimizi soralım: 

– Konservatuarlarımızda kanun, tanbur, kemençe ve emsali sazlarımızın tedrisinin yasak olması doğru mudur?

– Konservatuarda Türk müziğine verilen yer oldukça mahdut. Bunu bilhassa tebarüz ettirmek isterim… Diğer taraftan bu müessese ince saza bidayetinden beri yer vermiş değildir. Ancak üslup dersine yardımcı olsun diye bazı sazlar vardır. 

Bana kalırsa, bahis mevzu sazların tedrisinin olmaması doğrudur. Çünkü bunların nihayeti gelmez. Memlekette saz meraklısı o kadar çoktur ki, eline sazını alan konservatuarlara koşar. Sonra ne kadro, ne eleman, ne vakit yetişir buna. Saz yetişmeleri ancak küçük teşekküllerde olur. Konservatuar işi değildir. 

– Konservatuar sanatkârlarının içkili gazinolarda çalıp söylemesi doğru mudur?

– Sanatkârlar konservatuara ne şartlarla dahil olmuşlarsa, o şartlara göre hareket etsinler. Ama kat’i cevap lâzımsa, bu doğru değildir. Piyasa ahengi diye bir şey var ki, konservatuar sanatkârı kendini bu ahenge kaptırmamalıdır, zira konservatuar bir mekteptir, lâubaliliğe tahammülü yoktur. 

Ney üstadı Şükrü Şenozan, müzik sahasında -kendi zevkini tatmin arzusu haricinde- hiç bir faaliyet göstermediği halde müziğimizin dertleriyle yakından ilgileniyor… Kendisine göre, bu memlekette bir “Müzik Akademisi” kurulmalıdır. 

– Çünkü, diyor Şükrü Şenozan, Müzik Akademisi kurulduğu taktirde dağınık olan müzik meseleleri bir yola girecek, bugün konservatuarın düşünmek mecburiyetinde olduğu meseleleri Akademi düşünüp, tanzim edebilecektir. Böylece muhakkak ki anlaşmazlıklar da kolaylıkla halledilmiş olacaktır. 


Şardağ, R. (1953, Ekim 16). İzmirli ney üstadı Dr. Şükrü Şenozan. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın