Başından sonuna saçma bir heyet
Dün, Ankara’dan aldığım yeni ve kesin bir malûmata göre Devlet Konservatuarı Arşiv Şefi olup yirmi senedir Ankara’da halk musikisinin ihyasına çalışmış ve “Yurttan Sesler Korosu”nu kurmuş olan Muzaffer Sarısözen istifa etmiştir. Hiç bir şeyde ihtisas yapamamış olan bu acayip heyetin radyo musiki bahsindeki ihtisası ne diye beklerken giriştikleri beceriksiz hareketlerden birine daha şahit olduk. Yurttan Sesler’in kurucusu istifa ediyor. Ankara’da kurulan yegâne radyomuzun yegâne eksiği halk müziği olduğu günleri hatırlıyorum. Anadolu’nun Sivas dolaylarından gelmiş taze bir fidan gibi temiz bir evlâdı Muzaffer yirmi sene önce kollarını sıvıyor. Türkiye’yi karış karış dolaşarak aşıklardan bizzat üstün nota kuvveti ile halk şarkılarını ve havalarını derliyor. Ankara’ya müktesebatla dönen bu temiz çocuğun Maarif Vekâleti’nde konservatuar arşiv şefi olarak istihdam edildiğini görüyoruz.
Konservatuarın resmen bir heyet içinde Anadolu’ya tekrar bant makineleriyle gönderdiği Sarısözen büyük bir aşk ile yurdun sesini, bin bir çeşit nağmesini teşkil eden türküleri ve çeşitli halk musiki şekillerini derliyor. Memleketin sanat alanında hizmet etmiş değerli evlâtlarından biri olan Mesut Cemil‘den gördüğü anlayış sonunda Ankara Radyosu’nda Yurttan Sesler’i kurma faaliyetine geçiyor.
Muzaffer bu hizmeti de ifa etmiştir. Saz nedir? Bağlama nedir? Çöğür nedir? Uzun hava, bozlak, maya, mezürlü mezürsüz havalar neye derler? Halk musikisinin bin bir çeşit hususiyeti, her iklime göre ayrı koku ve renkte açan çiçekleri nelerdir? Bütün bunları da bize tanıtıyor. Nihayet Sarısözen üslubu diyebileceğimiz bir halk müziği karakterine, an’anevi aşık tarzı ile muasır zevki ve bilgiyi mezceden (birleştiren) bir anlayışa imkân veriyor. Uzağa gitmeye ne hacet, onun mektebinden yetişmiş olan şu bizim İzmir Radyosu halk müziği şefi bile dört beş ay içinde Yurttan Sesler Korosu’nu bir nizama bağlayıverdi.
Şimdi bu musikinin “m”sinden habersiz olan, sanat adına, fikir mahsulü adına ortaya bir tek eser koymamış olan fıkra yazarları ona diyorlar ki: “Sen konuşma, anons etme!” Bir defa çok saçma bir tenkittir bu. Zira halk musikisinin bin bir hususiyeti kendilerine yabancı olan spikerler bu anons işini icra edemezler. Muzaffer‘in sesi Anadolu şivesine kaçıyormuş. İstanbul şivesinin, Aksaray’da, Şişli’de, Eyüp ve Üsküdar’da, Kasımpaşa ve Beşiktaş’ta ayrı ayrı birer diyalekti olduğu, hangisinin esas İstanbul şivesi olduğu bilinmemekte bulunduğu ayrı bir bahis, bu Anadolu şivesi o koroya bizim bildiğimiz bir hususiyet katıyor. Yurttan Sesler’i olsun üniform bir hitabet hastalığından kurtarıyor.
Haydi diyelim ki, spiker okusun nitekim Muzaffer buna da razı oluyor. “Fakat spiker sık sık her ara işe karışıp anons edecek” diyorlar. “Koronun Yurttan Sesler’in hususiyeti buna müsait değildir. Bu kadar dikte etmek saçmadır” diyor Sarısözen ve istifa ediyor.
Asıl saçma olan şeyi bu değerli dostum bilmiyor. Asıl saçma olan, başından sonuna kadar bu heyetttir. Musiki bilgisi sıfır, radyoculuk tecrübesi sıfır, esersiz, fikrî mahsullerden mahrum kimselerin teşkil ettiği, kaprisi bol, ukalalığı tümen tümen bir heyet. Bakalım daha nelere şahit olacağız? Yahu program diye giriştiğiniz bu işlerin, bir hafta içinde, tek başına Mesut Cemil hakkından gelirdi.
Şardağ, R. (1953, Ekim 17). Sarısözen istifa etti. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

