Bir Millet Parti’li, hakime hakaret etmiş, fakat aynı zamanda, “Ben bu hakimi reddediyorum.” dediği için davaya bir diğer mahkeme, suçüstü mahkemesi bakıyormuş. Şimdi aynı sanık, “Ben bunu da reddediyorum” diyor. Bu iş nereye varacak bilmem, yalnız bildiğim tek şey, reddetmenin eğer her sahada tatbiki mümkün olursa, hiç de fena olmayacağıdır. Düşünün bir iş adamı olarak resmî dairelere gidip geliyorsunuz. Kırtasiyecilik bir yandan, memur veya müdür efendinin keyfi bir yandan, git gel, valide-i muhteremeniz ağlamıştır. Hemen sağ elini kaldırabilirsiniz: Ben bu müdürü reddediyorum! Derhal gidiyor, yerine başkası geliyor. Meselâ komünistleri yakalıyor, mahkemeye veriyorsunuz. Beş on sene ceza ile bu işin hakkından gelineceği yok. Bakıyorsunuz, birden bire yaralı vatan dile geliyor ve haykırıyor: “Beni reddeden bu vatansızları reddediyorum: Çıksınlar, hudutlarımdan dışarıya defolsunlar!”
Alacaklı kapıya mı dayandı? Reddet gitsin. Hanım, “Eve erken gel.” mi dedi; protesto mahiyetinde: Red! Muvafık mısın, kardeşin de muhalif, vır vır mı ediyor? Elini kaldır: Red! Muhalif misin? İktidar ihtar mı ediyor, aldırma: Red! Radyo ıslah komisyonuna bu mevzuda her biri bir hayli aceze olan kimseler mi getirilmiş? Buruştur yüzünü: Red! Fakir misin? Red! Hülâsa red, red! Hani hiç de fena değil!
Şardağ, R. (1953, Ekim 26). Günübirlik/Reddet gitsin. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

