Berberde traş oluyordum. Bir yandan da, karşımdaki aynadan, telaşla koltuğa oturan bir diğer müşteriyi gözetlemeye başladım. Aynada gözlerime çarpan yüzü çok şiş, çok etli idi. Bu yüze nispet edildiği zaman bir hayli hacimli olacağını tahmin ettiğim göbeğini sığdıramadığı, daha doğrusu, bir türlü yerine sığamadığı her halinden anlaşılıyordu:
– Çabuk yavrum, temizle şu suratımı da kaçayım.
Biraz sonra kirli, yağlı ve karasakallı yağız suratta ustura “zırtt” diye kaymaya başladı. İyi giyinmiş olduğunu fark ettiğim okkalı müşteri yüzüne, krem ve kadınlara mahsus olması lâzım gelen diğer levazımatı da sürüştürdükten sonra kendinden emin olduğunu belli eden bir jestle öksürdü. Çıkarken de:
“Çok şükür temizlendik!” demeyi unutmadı.
İşte bu olmadı. Gerçekten temizlendi mi? Düşünüyorum da, hayatta ne çok temizlenme imkânlarımız var. Her sabah yüz yıkama; tatbik edebilsek, günde beş defa abdest alma vesilesiyle yarım yıkanma; günahkâr anlarımızı müteakip tepeden tırnağa su dökünme. Haftada bir defa, bilemediniz ayda bir defa alaturka hamama giderek hatır hatır yıkanma, geniş geniş gerinme, tas tas dökünme, oğulma ve kazınma; arife, kandil günlerinin gecesinde yıkanma, duş yapma vesaire…
Bütün bunlara rağmen temizlenebiliyor muyuz? Haydi sokaklarımız, caddelerimiz, evlerimizi, nihayet vücutlarımızı temizlemek için türlü medeni vasıtalar mevcut diyelim. Hatta bir İzmir banyosunda arkanızı rahatça kaşıyabilmek için modern bir kaşağının da hamam malzemesi arasına sokulduğunu gördüm. Ama ruhlarımızın pisliğini nasıl temizleyeceğiz? Kendi gözümüzdeki çöpü görmeden başkalarına kusmuk savurmak. Üzerimizde bir takım hizmetler mevcut iken, bizi türlü işler beklerken onun bunun hakkında tezvirat yapmak; bir lokma ve bir hırkaya bile değmeyen şu günü, saati bilinmez hayatta bir lokma için bin taklak atmak; işimizi gördürene kadar dost, iş bittikten sonra düşman olmak; ya vefasız olmak veya vefayı, müşkül günlerde ve anlarda gösterilen dostluğu taktir hassasından mahrum olmak; hakiki dostları ile düşmanlarını ayırt edemeyecek bir gaflet içinde yaşamak; yapılmış yuvaları bozmak; sağ ve solumuzda dolaşan insan kardeşlerimizin bizden farksız mahlûklar olduğunu unuturcasına burnumuzu bir metre havaya dikmek..
“Çok şükür temizlendik” ha!
Bunca pislik ortasında hangi temizlikten bahsediyorsun ahbap!
Şardağ, R. (1953, Kasım 3). Günübirlik/Berber dükkânında. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

