Geçenlerde muhterem bir hanımefendi dostumuzun evinde otururken, çat kapı, içeriye kırk beşlik hafif kıranta, pembe yüzlü, fazla sırıtkan bir zat girdi.
– Nasılsınız hanımefendiciğim, iyisinizdir inşallah? Sıhhat-i devletleri ne âlemdedir efendim? Sonra bana dönerek:
– Beyefendi yabancı gelmiyor?
– Tanıyacaksınız efendim, yakınlarımızdan Rüştü Şardağ, edebiyatçı..
– Tamam tamam! Şimdi hatırladım, güzel şiirlerini hatırlıyorum bey’in. Şiir yazmış veya bunu kıvıracak hacimde bir adam olmadığım için gülecekken kendimi zor tuttum. Ev sahibi ile bir iki hoşbeşten sonra yeni misafir yılışmaya hazır bir ifade ile yüzüme bakıp bir de elini omzuma dayayınca, üstüme at sineği konmuşcasına tiksindim. O, hemen toparladı.
– Affedersiniz; beyciğim rahatsız etmiyorum ya; malûmunuzdur ki edebiyata çok düşkünüm.
Onun edebiyata düşkünlüğü nereden malûmum olsun, bu ne de pişkin ve geveze adam böyle!
– Efendi, son eserleriniz hakkında biraz fikir sahibi olmak için naçize bir şeyler lütfeder misiniz?
Adam, bir şiirim varsa okumamı istiyordu. Kendisinin canına okumak en münasibi idi ama, artık bu adama kızmak değil, acımak hissi geliyordu içimden.
Bende ilgiye benzer bir şey görmemekle beraber, belli bir memnuniyetsizliğimi de tespit edemeyen misafir, daha da şımardı:
– Aman canım beyefendiciğim, son bir şiiriniz yok mu? Lütfedin Allah aşkınıza!
Ev sahibi atıldı:
– Beyefendinin fıkraları ve sanat üzerine tenkitleri, ayrıca da beste ve şarkıları vardır..
Dalkavuk, rızkımı kapıyormuşcasına, lâfı hanımefendinin ağzından kapıverdi:
– Şimdi hatırladım. Güzel bir Muhayyer şarkısını dinlemiştim sanıyorum.
– Ya! Gördünüz mü? Bayılırım Türk musikisine. Sonra…
Birden düşünür gibi yaptı:
Sanıyorum…
– Henüz Muhayyer’den eserim yok efendim.
Biraz ekşidi ise de tezallüm, yalvarış ve dalgınlıktan silkinmek istercesine yeni bir tavır takınıp söze tekrar daldı:
– Vallahi, makam bilgim de pek yoktur ama, bir güzel eserinizi hatırlıyorum, fakat toparlayamıyorum.
Dalkavuğa neden artık kızmadığımın sebebini arıyorum kendimde. İhtimal, bana acınacak, gülünecek bir adam geliyor. Çaresiz:
– “Rahatsız olmazsanız” diyorum, “Biraz gezineyim!” Yerinden zıplaması ile boynuma sarılması bir oluyor:
– Varolun, çok teşekkür ederim, bahtiyar ettiniz! Biraz okur okumaz:
– Allah! Efendim, bu ne şaheser! Hanımefendiciğim, Tanrı’nın vergisi bu; başka şeye benzemez!
Dalkavuk, bana artık hoş da gelmeye başladı; şarkı bitti:
– Harika beyim, harika beyciğim. Duyulmuş, yapılmış nağme değil bu nağmeler!
Hayret, dalkavuğu kendime, şimdi daha da yakın buluyorum.
Neden böyle bu?
Gevşedim!
Şardağ, R. (1953, Aralık 12). Günübirlik/Gevşedim. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

