Hay eşek hay

Efendim, mübarek Ramazandır, yemekten söz etmek istemezdim ama, gel gelelim günlük gazetelerden birinde okuduğum havadis, beni de peşinde sürükledi. Şu para yiyen eşekten bahsedeceğimi tahmin etmişsinizdir sanırım. Âdetim üzere bu meseleye de birkaç günlük rötarla karışmış bulunuyorum. Evet şu onun, bunun itabına, yani kınamasına maruz kalan eşeğe sormak isterim, a birader (şey, pardon), a dostum ( estağfurullah ne münasebet yahu!), a cancazım (hay canın çıkmasın senin ne münasebet!), evet, ne diyordum, (a, dört ayaklı eşek), şu dünyada yiyecek başka bir şey bulunamadın mı? Gir aramıza; daya sırtını kalas gibi sağlam bir dayıya; hiç durmadan çalışan öteki insanların emeklerini ye! Baktın bunlarla doymuyorsun, otur boş geçen günlerini yiyerek karnını doyur. Canın mı sıkıldı. Akıllanmayacağın malûm olmakla beraber, hayattan durmadan tokat ye! Gezdir gezdir gönlünü; git Nuri Demirağ‘ın partisinde kuzu ye! Yetmedi mi, birbirine giren Halk partisinin aklını ye. Fakir, zengin her gün bir düğüne git, varı yoğu bir gecede ortaya sürülen ev sahibinin sofrasında tıkanasıya ye! Çay bahçesinde gevrek, Galatasaray lisesinde pilâv, medenî şehirlerde gece vakti eşinin namusunu korumak isterken dayak ye! Göster kendini, çalış, çalış; sonunda zıkkım ye! Yiyecek başka şey mi bulamadın, a devletli! Biz insanlardan ders alsana! Halt ye; Nane ye! Ama gel gör ki yenilecek bu kadar bol ve mutad şey dururken, herkesin nazarını üzerine çeken bir şeyi, insanoğullarının pek kolay yediği parayı yiyorsun! Hay akılsız mahlûk, hay zavallı hay!


Şardağ, R. (1952, Mayıs 29). Günübirlik/Hay eşek hay. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın