İstanbul konservatuvarındaki Türk musiki bölümünün icra heyetini dolduran tanınmış sanatkarlar toptan istifa ettiler. Sebep şu:
İcra heyetine mensup solistlerin radyo ve konservatuvardan başka hiç bir yerde (yani piyasada) çalışmamaları prensibini İstanbul Belediye Reisi ve Belediye Meclisi’nin kaldırması. Sinirlerinin çok kuvvetli olduğunu iyi bildiğimiz, zekâsındaki kıvraklığa da hayran olduğumuz İstanbul Belediye Reisi Sayın Gökay’ın musiki mevzuundaki bilgi fıkdanını da iyi bildiğimizden ihtisas sahibi ve erbap olmayan her insan gibi ondan da başka türlüsünü bekleyemezdik. Biz, bu haftaki yazımızda neden piyasa ve sahne ile konservatuvarın uyuşamayacağını kısa hatlarla belirteceğiz.
1. Konservatuvar bir ilim müessesedir, sahne, gazino ise eğlence mahalli.
2. Birincisinde usulden bir santim kaymak, müessesenin tavanlarını çatırdatır; ikincisinde “serbest” adı altında şarkıları gazele çevirmek itiyat haline getirilir.
3. Konservatuvarda okunacak eserlere gazinolar pasaport vermez. Gazinolarda geçer akçe olan eserleri konservatuvarın koridorlarında teneffüs etmek insanı zehirler.
4. Konservatuvarda “meyhane”den bahseden şarkılarda medlul meyhane olmaktan çıkmış, ebedi aşkın lahinleri haline gelmiştir. Piyasada okunan en ağırbaşlı eserlerin içine ise Todori’nin meyhanesinde ufunet ve pislik dolmuştur.
5. Konservatuvarda, tiril, çene sesi, göğüs sesi, çene sesi zevk-i selimin tertip ettiği dozlardan bir milim taşmaz. Piyasada ise nağmeleri yaymak, son kararlarda Denizli horozu gibi ötmek, gırtlak nağmesi adı altında anjini gargarası yapar gibi haltlar karıştırmak esastır.
Sanat bu bayanlar, çocuk oyuncağı değil. Ya o, ya bu!
Şardağ, R. (1954, Mart 7). Ya o, ya bu!. Radyo Gazetesi, s. 1, 8.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

