Ucuzladı

Geçen gün bizim İstanbul’da “Dalgacı”mız üfürükçülere benzeterek radyoda, şehirde gözlerine çarpan, kulağına akseden hocalardan bahsediyordu. Bundan bir kaç gün önce hiç tanımadığım biri yanıma gelerek sesinin ifadesi ve rengiyle meşgul olmamı söyleyince söz nereden açıldı bilmiyorum; kendisine hiç kimseden ders alıp almadığını sordum:

– Alıyorum efendim!
– Hocanız kimdir?
– …

Küçük dilimi yutacaktım. Daha bu yaz kendisine harc-ı alem usûllerimizden bir kaçını öğrettiğim bir taze hanım kızımız, henüz dirseklerinde “düm, tek”lerin gölgesi kaybolmadan hocalığa çıkmış. 

Son yıllarda ne kadar ucuzladı Allah’ım! İki mısra karalayan “tanınmış genç şairlerimizden…”, iki cümle söyleyen hatip oluyor. Aferin diye sırtını sıvazladınız mı size ders vermeye başlıyor. Her mevzudan hayat fışkırtan, kaleminden kan damlayan, taştan mevzu çıkaran dünün Ahmet Rasim, Mahmut Sadık, Sadri Ethem gibi gazetecilerine bir bakın, bir de bugünkü gazeteci bolluğuna. Sandığını kapan Konak meydanında nasıl kunduracılık yapıyorsa babasının gayr-ı menkulünü satan bab-ı âlî’de ya bir gazete veya dergi imtiyazı alıyor. Marangozlukta, berberlikte göze alınan çıraklık, mülazimet, kalfalık ve ustalık devrelerini maşallah sanatta düşünen yok. Dünkü şairin: “Dün mektebe gittim, bugün üstat olayım” dediği beş dakikada hoca, haftaya da üstatsın. Asırlarca en büyük dehaların bile kendilerine “abd-ı hakir” dediği bir memleketteki aşırı tevazunun bir tepkisi mi bu nedir; bu sefer de hocalıktan, üstatlıktan aşağısı kurtarmıyor. 


Şardağ, R. (1954, Nisan 1). Ucuzladı. Radyo Gazetesi, s. 1, 3. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın