Mümkün olmaz mı acaba?

Dr. Yavaşça‘nın Ankara konserini dinlediğim günün üzerinden geçen zaman bende bir fikir uyandırdı ki itirafı zor, hem de bir hayli incitici olacak. Dr. Alâeddin Yavaşça neden bu kadar seviliyor? Bu konserinde niçin ruhları fırtınaya verdi? Hissediliyor; ama başka hisseden solistlerimiz de var. Yanık bir gönlün, Apollon’un “lir”inde gizlenmiş olan elemlere müşabih eninlerini duyuruyor. Ama bu türlü eninleri ruhlarımıza dolduran bir iki solist daha var. İrfan ile donatılmış bir sanatkara mahsus o ses! Fakat onun gibi irfan sahibi bir iki gencimiz daha yetişti. Dr. Yavaşça‘nın dilinde klasiklerin bu kadar yüce bir irtifa kazanması bence sesinin erkek tonundan ileri geliyor. Bizim klasik şarkılarımızın güfteleri bir kadına erkek ağzı ile söylenmiş hitaplar, yakarışlar, inkisarlar ve iltifatlarla dolu olduğuna, bestelerimizde güftelere uyan tonlara göre lahinleşmiş abidelerden sayıldığına göre bu vakur, tok, dolgun ve kesif melodileri, yani klasizmin en koyu ve en ağır eserlerini genç kızlarımız ve kadınlarımız okumamalıdırlar. Evet bu en eski eserleri yalnız erkek sanatkarlar terennüm etmelidirler. Zira aksi taktirde ne kadar kusursuz okunursa kadın ağzında o besteler, nakışlar kâr ve sair eserlerimiz sun’i soğuk ve cılız bir hüviyet iktisap ediyor. Bana kadın solistlerimizin hiç biri rahmet okumayacak biliyorum ama, bildiğim şey hakikatse, söylemekten de kendimi alamıyorum. 


Şardağ, R. (1954, Nisan 18). Mümkün olmaz mı acaba?. Radyo Gazetesi, s. 1. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın