Onları, yani piyasacıları, musikimizin bu bedbaht kolunu düşündüm geçenlerde. Kaliteli musikiyi müdafa edenlerin nazarında seviyeleri hizasına sıfır notu atılmış, öte yandan da şartlar ve türlü amillerle piyasa musiki yolunda “idame-i hayat”a mecbur olmuşlardır. Bu iki sebep onların iki katlı bedbaht sayılmaları için yetmez mi?
Her aydın ve musikimizi sever bilir ki; Türk müziğinde üç kol vardır. Biri, radyolarımızda, konservatuvarda ve bazı musiki cemiyetlerinde icra edilen kaliteli Türk musikisi, ötekisi, zengin motifleriyle milletimin büyük halk kitlelerinin güldüren veya ağlatan teknik olarak primitif hüviyetini kaybetmemiş olan halk müziği, bir de yurdun bütün il, ilçe, kasabalarına yayılmış olan alaturka adındaki piyasa musikisi.
Piyasa musikisini de çeşitli kollara ayrılmış olarak görmedeyiz. En sufli meyhanelere, çıplak bir kadın göbeğiyle beraber girmiş, perişan musiki; orta halli içkili gazinolarda mümkün olduğu kadar düzgün icra edilmeye çalışan meyhane musikisi; düğünlere hususi derneklere giderek hem söyleyen, hem çalan, hem oynayan, hem de hoplayan koyu esmer tenli bazı vatandaşlarımızın bahşiş ve parsa ile icra ettikleri en bedbaht piyasa musikisi.
Mevzumuz, piyasanın, Tepebaşı, Kristal gibi çeşitli içkili gazinolarda icra edilen piyasa musikisidir ki, en bedbahtı da budur içlerinde. Zira burada çalan ve söyleyenler Türkiye’nin bazı ahvalde en namlı saz ve ses artistleridir. Bazen harika sesler ve çok üstün sazlar bu yerlere karışmak zorunda kalırlar. Bunlar neden acıdığım kimselerdir? Neden piyasanın bu çeşit müziğine yanarım? Yanarım; çünkü müşteri kaprisi, kadın solistlerin vücut gösterisi, alkol, bilgisiz alkış, hovarda ısrarları, gazino patronunun kaprisi, sahte tezahüratla mest olmak birleşerek öyle bir anafor yaratır ki, birinci sınıf ses ve saz elemanları dahi bu anafor karşısında kalite, tavır ve musiki terbiyelerini, bu sanatın geleneklerinden kalma izleri tamamen kaybetmeye mahkum olurlar:
İşte piyasa müziğinin acıdığım, bedbaht evlatları! Haftaya onlar hakkında, sağ kalırsam bir daha konuşacağım.
Şardağ, R. (1954, Mayıs 3). Onlar. Radyo Gazetesi, s. 1, 5.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

