“Radyolarımızda musiki icra eden ses ve saz sanatkârlarının kalitesi bozuktur. Bunların içinde değeri olan ve olmayanları birbirinden ayırmak lâzım.”, “Solistlerden birçoğu hatırlı, dilleri, ifadeleri bozuk, artikülasyon cihazları bozuk, hulasa bir çok hususlarda bozuk tarafları olan kimseler.” misali tenkitler yapıldı. Bu arada bazılarının radyolarımızı ticari maksatlarla kullandıkları idarede disiplin diye bir şey kalmadığı yazıldı. Yeni devlet vekilimiz, Muammer Baykan‘la birlikte bir ıslah heyeti kurdular. Bilhassa bu ıslah heyeti İstanbul Radyosu’nda mevki aldı. Aldığı kararlar -ki haftaya acı acı sütunlarımıza aksettireceğiz- öyle hatıra, gönüle, kabiliyet ve gayretten gayrı ölçülere istinat ediyor ki memleketin bütün sanat muhitinde adeta nefret uyandırmış bulunuyor. İçinde bir tek müzisyen bulunmayan ve musikimizi de ıslah edecek olan bu heyet yeni alınacak stajyerlerin imtihanına kendisinde cesaret bulamayarak Münir Nurettin ve Fehmi Tokay gibi musiki ile alâkalı iki kıymeti almaya mecbur kalıyor. Fakat şimdi haber alıyoruz ki ikinci takviyeli heyet de tenkitlere muhatap olmaktadır. Kulağımıza gelen haberlere göre Basın Yayın tarafından daimi bir ıslah heyeti kadrosu kurulacak ve eske heyetlerin aldığı kararlar üzerinde yeniden durulacakmış.
Hayır, anlamadığım bir şey var: Radyo mu ıslah ediyor, turşu mu kuruyoruz?
Şardağ, R. (1954, Eylül 6). Turşu. Radyo Gazetesi, s. 1, 3.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler…

