Bir şehir fethedilmişti ki adaletin o yerde bir kardinal şapkası kadar bile namı yoktu. "Halık-ı arz" adına; Muhammed adına konuşan Fatih, haksız yere ellerini bağlattığı bir Rum vatandaşa hayatının sonuna kadar tazminat ödemeye kendisini mahkûm eden şer'iye mahkemesine, dünyaları eğediren boynu ile eğildi. Değil Müslümanlığa veya diğer bir dine, İsa'yı biraz farklı yorumlayan bir mezhebe [...]
Yazar: Hakan Cevher
İstanbul üstüne / Hak edilmiş şehir
Şimdi artık bu güzel şehir, lâyığı olan taraveti takınmalı değil miydi? Türkler gelmişti İstanbul'a. Nağmeleri, lahinleri ebedî saltanatına kavuşturan musiki odaları görünmeliydi. Mermeri gergef gibi dokuyan koca mimarlar, zekâlarını sıvamalıydı. Boğaziçi inci gibi işlenmiş saraylarla, yarına kalacak bu âbidelerle donanmalı, hayır ve iyilik eserleri çeşmeler, hanlar, ilim ve medeniyet yuvası medreseler dört bir yana yaslanmalı; [...]
İstanbul üstüne / Devirler deviren
İstanbul, İslâm ordularının kaç defa kuşatıp zaptına muvaffak olamadığı bu şehir mutlaka Fatih Sultan Mehmed'in dev iradesiyle kapılarını Türk'e açacaktı. Fatih, bir gece Sadrazam Halil Paşa'yı yatak odasına çağırıyor: "Bak" diyor, "Lala!, şu bozulmamış yatakla, bu uyku tutmamış hükümdarı gör! Çok uzun değil, pek kısa bir zamanda İstanbul Rumlardan alınacaktır." Müthiş hazırlık. Rumelihisarı'nın inşası. Konstantin'in [...]
İstanbul üstüne / İstanbul’a doğru
Bu bir hayâl veya düşte seyredilmiş vesvese mi? "İstanbul, İstanbul" diye Orta Asya'dan kalkıp kalkıp taşan sellerin son uğrağı mı? Hülâgû'yu çıldırtan, Attilâ'ya uykusunu haram eden, İslâm dininin büyük tebşircisi Muhammed'in, şehadet parmağı ile "gaye" ve temennilerden biri olarak işaret ettiği bir ülkü şehiri mi? Alparslan ordularının yarım kalmış ümidi, Bizans'ın Kâbe şehri, Selçûkîlerin davranışına [...]
Her yılın ondokuzu
Her yıl böyle spor heyecanı içinde çoluk çocuk soluğu stadyumlarda alır, genç nesillerin, beden yapılarındaki sağlamlığa hayran oluruz. Her ayın on dokuzu, çocuklarımızın, sağ ve esen kalma davasında ne kadar ileri gittiklerini, gelecek tehlikelere karşı taşıdıkları karşı koyma güçlerini öğrenmemiz, öğrenmemiz ne demek, gözlerimizle görmemiz için mükemmel bir fırsattır. Fakat 1919 yılının bir on dokuz [...]
Ben bir ameleyim
Dün bir dost koluma girdi: "On beş seneye yakın bir zamandan beri tenkit yapıyorsun, seni münekkit olarak tanırım. Fakat doğruyu söylemek, güzele ulaşmak isterken gönül kırıyor ve dost kaybediyorsun. Buna üzüldüğünü de görüyorum. Bırak bu tenkitçiliği." dedi. Bu sevgili arkadaşımın haklı olduğu, fakat aynı zamanda yanıldığı bir taraf vardı. Gerçekten bir balığı kılçıklarından ayırarak okuyucuya [...]
Teessüf olunur
Klâsikleri sevmek - Kuş beyinleri susturmalı - Öyleleri var ki "Boyacı" türküsünü okumalıdır Şehrimizde haftalar içinde gelip konserler veren sanatkâr ve okuyucular arasında dikkat ettim, klâsiklerden muhterem halkımıza örnek verenlere rastlamadım. Mefharet Yıldırım, Sabite Tur, Nevin Devirdöven, Şükran Özer ve nihayet son olarak gelen Melâhat Pars'tan beklenen buydu. Hususiyle Mefharet Yıldırım, Melâhat Pars ve Sabite [...]
İlk konser
Doktor Halit Nazlı'nın başkanlığındaki bir idare heyeti ve Ahmet Aksoy, Muhittin Akıncı, Ferruh Örel, Necdet Varol gibi kuymetlerden teşekkül etmiş yetkili bir sanat heyetinin ortaklaşa gayretiyle kurulan Türk Musikisi Cemiyeti'nin ilk konserini dinlemek fırsatını buldum. Öyle sanıyorum ki, İzmir, Türk Musikisi adına icra edilen bu çapta, övülecek gurup ile ilk defa başbaşa kalmıştır. Üç aydan [...]
Medh ü senâ
Üçlü Pakt imzalandı. Türkiye'yi Yunanistan'a ve Yugoslavya'ya bir defa daha barışçı maksatlarla bağlayan bu anlaşmayı iki ellerinizi çırparak övmek istemez misiniz? Bir defa daha dedim; çünkü dâhî Atatürk'ün ilk haricî politika teşebbüsü de bu türlü antantlar ve paktlarla başlamıştı. Onun, haksız yere bize tecavüz eden Yunanlı komşularımızın askerlerini memleketten tard ettikten sonra ilk hareketi şu [...]
Asım Kültür neden ukalâ?
Geçen gün bir iki dost ısrar edince okudum ve gördüm ki Asım Kültür'ün her zamanki sütununda bu sefer devirdiği çamlarla bir fukara mahallesini ısıtmak mümkündür. O iki sütun silme yazının işte demek istedikleri: 1. Türk musikisi yalnız halk musikisidir. (Demek Adnan Saygun'la Itri'nin musikisi bize ait değil.) 2. Halk musikisi sadece neş'e ve oynaklıktır, şu [...]
