İçtimâî nesircilerimiz

"İçtimâîlik" meselesi edebiyat için ancak dünün davasıdır. Netekim büyük Fransız edebiyatçıları, sanat tarihlerinde, edebiyatın bir cephesini de bu bakımdan tetkik ederler. İçtimâî roman, içtimâî edebiyat meseleleri onlarda büyük bir alâka ve tecessüs [araştırma]mevzuudur. Sosyal hareketlerin, yığın yığın batıp çıktığı, eski ve yeni ferd ve cemiyet münasebetlerinin bir intikal devresinde birbirleriyle döğüştüğü devirlerde içtimâî edebiyat, gerçekten [...]

Dıckens ve Çehov’un bir kitabı

Anton Çehov(1860-1904) Hikâyeler vardır; bir hayal çerçevesi içinde düşünüş ve tasavvurların birer aksi gibidirler; yahut muhitlerinin birer gözcüsü ve tesbitçisi olarak kalırlar. Bunların okunuşlarından sonra kafamızda durulup birikecek olan şey ya tatlı bir zevk, ya hazin bir akıbet, yahut bir moralite duygusudur. Fakat hikâyeciler de vardır ki daha doğdukları zamandan itibaren sosyetelerine bütün genişliğince açılmış [...]

Fıkracılığımız üzerinde

Fıkra sanatı, ne yalan söyliyeyim, hâlâ bizde anlaşılmış değildir. Küçük pasajlara fıkra deriz. Uzun sütunda yazılmış günlük yazılara fıkra ismini veririz. Aktüel safhaları aşarak herhangi bir sahadaki -edebî kalmak şartiyle- hususi bir yazı tarzını fıkra nevine sokarız. Nihayet bizim için müsahabenin, her çeşit cronique yazıların ayrı ayrı hudutları çizilmiş değildir. "İşaretler", "Fıkra", "Günden güne", "Edebî [...]

“Şair Evlenmesi” ve diğer iki kitap

Remzi Kitabevi, dünya şaheserlerinden tercümeler serisi yanında, şimdi bir de "Edebiyat Kütüphanesi" adı altında edebî eserler neşrine veya eski yazı ile bile sayıları tükenmiş, tükenmek üzere bulunan eserlerin tertip ve yeni harflerle tekrar ihyasına başlamış bulunuyor. Bu serinin ilk iki kitabı, Mustafa Nihat imzasını taşımaktadır.* Türk edebiyatının Avrupai bir mahiyet almasında önayak olan büyüklerimizden birinin [...]

Şiir antolojileri ve edebiyatımız

"... biz o şairleri bekliyoruz ki Türkçeyi bize yepyeni bir şekilde kullansınlar. Bizi korkutacak, şaşırtacak kadar hattâ bazan bizim anlayışımızın ötesinde yeni imkânlar içinde söylensinler."RÜŞTÜ ŞARDAĞ Antoloji anlayışının ve bir antoloji meydana getirmek hakkındaki çalışmaların bize garptan geçtiğini söylemekle haksızlık etmiş oluruz. Birkaç yüzyıl ötelere, hattâ daha gerilere kadar gitiğimiz zaman tezkere denen bir nevi [...]

Halit Ziya Uşaklıgil

Nice Mai ümitlerin Siyah'a dündüğü bir gece içinden, bize öbek öbek sanat getiren Halit Ziya, durgun ve bulutlu edebiyatımızda hâlâ bir şafak gibi söküp duruyor. Rüştü Şardağ Bir pamuk gibi beyaz saçların örttüğü mübarek yüzlü adam, Fatih rüştiyesinde okurken de şimdiki gibi, gürültüden hoşlanmaz, sevgisi bol, herkese saygı duyar ve duyurur bir kimse miydi? Öyle bir [...]

Falih Rıfkı Atay ve Hind

Falih Rıfkı Atay(1894-1971) NesrimizVeysi'den Abdurrahman Şeref'e kadar akıp giden, tezkereciler ve vakanüvisler elinde ağdalı terkiplere bulanarak komikleşen, yürek tüketici bağlarla kıvrılıp uzayan, kısacası zulüm gören bu dil acayipti. Ne kadar güç anlaşılırsa o kadar hünerli demekti. Eski nesrin, kendi öz nağmelerinden başka her türküyü çağıran dil kahramanları sadece dışa, parıltıya, şekle veya yapmacığa can vermede [...]

Zavallı Necdet ve Bugünkü Piyasa Romanları

Beşinci basımını idrak eden ve yaşama gücü hâlâ tükenmemiş sanılan "Zavallı Necdet"i çeyrek asırdanberi böyle diri tutan şartları düşünmek hiç de boş bir emek olmıyacaktı. Çünkü o, bugün dördüncü ve beşinci baskılarını yapan, sanat ve edebiyetla ilgisiz birçok roman taslaklarının da büyük ağabeysidir. Yalnız onlardan ayrılan küçük bir tarafı var: Bu eski eseri o günün [...]

Küçük şeyler

Standart mallar gibi hep tartılmış, ince ve ölçülü insanlar; hep iyi veya fena kalbliler; mevsimlerin sadece ilk ve son baharı, günlerin en çok akşam ve sabah saatları; ışıklı değil, fakat daha çok karanlık geceler; akıldan çıkmasın diye iri puntolu harfler gibi iri iri gösterilmiş karakterler; ve başlarından büyük vakalar geçen sayısız ünlü kahramanlar... Sanatın, yakın [...]

Hayyam ve Allah

“Yolum üstünde tuzaklar kurasın; oldu mu ya!Sonra çıktım diye yoldan, vurasın oldu mu ya!Ne dilersen o olur, her şeyi hükmün yürütür,Yine kalkıp beni âsî yorasın: oldu mu ya!”Ömer hayyam Nişâbur’un, bin yıllık bir geçmişden ses veren hem başına, hem gönlüne buyruk şairi için, kendi vatanında bile uzun asırlar Allahsız ve dinsiz sıfatlarının kullanıldığı veya üstü [...]