Dün gazeteden elime verilen "Türk Düşüncesi"ni halâ zevkle okumaktayım. Adresime Peyami Safa'nın görderdiğini sandığım bu halis derginin sahip olduğu mukavemet gücüne hayran oldum. En ciddi sandıklarımızın bile, "hafif"in arsız elleriyle delik deşik edildiği bu zirzop dergiler ortasında, ayakta duran ve bir elin beş parmağını geçmeyenler arasına "Peyami"nin çıkardığı "Türk Düşüncesi"de karışmış bulunuyor. Gazeteci olarak yaşamak [...]
Kategori: Edebiyat yazıları
Bir de baktım ki..
İstanbul'da bir gazetenin Moskova ve Kutuplar'a gönderdiği muharriri, henüz yazılarını neşretmeden kızılca kıyamettir koptu. "Bu sırada Moskova'nın müsbet, menfi reklâmı yapılmamalı!" sözü edilen yazıları neşreden gazetenin vatanseverliğinden şüphe edilemeyeceği için hücum hedefini bu yazıların mevsimsizliği teşkil etti. Komünizme karşı, bu menfur ve mel'un sisteme karşı sayıca en fazla fıkrası, makalesi intişar etmiş kimselerden olmama rağmen [...]
Telaffuz fukaralığı
Dün, sonunda "reca etmek" kelimeleri bulunan bir müsvettemi, daktilo ile "rica etmek" diye yazıp getiren memur arkadaşım, bana, imlâ kılavuzunun bu kelimeyi "rica" diye aldığını söyledi. Bir defa hemen haber vereyim: "İmlâ kılavuzu dediğimiz" bu küçük cep kitabını -iyi niyetleri malûm, fakat dil davasında yetkileri münakaşa götürür- türlü mesleklerden gelme bir kaç arkadaş hazırlamıştır. İmlâ [...]
Bir sitemkâr okuruma…
Dün elime geçen bir okuyucu mektubu, "Yeni şiirin bir zamanlar tenkit ve müdafasını yapmışken bugün klâsik şiirimizi müdafa" edişime şaşıyor ve bana soruyor: "Geriye doğru bu ne dönüş a Sultanım!" adresi bulunmayan ve imzasını şöyle böyle çıkarabildiğim mektup, hürmetkâr bir ifade taşıdığı ve samimi olduğu için üzerinde duracağım. Bir defa klâsik şiirimizi müdafa etmek diye [...]
Ateş
Havaların birden bire serinlemesinden mi; yoksa bazı dostların soğukluğundan mı nedir, bugün de "ateş"ten bahsetmek ihtiyacı duydum. Belki de bu ihtiyaç geçen geceki üşütmenin vücudumda uyardığı "hararet"in bir neticesidir. Yalnız bu mevzu, sahifeler dolusu yazının bile yetemeyeceği bir mevzudur. Kalemi elime aldığım zaman, ilk aklıma gelen, "ışık ve ateş"i gökten çalan ve ebedi bir nimet [...]
Necip Fazıl
Bir sürü örümcek kafalılar, Malatya suikastı dolayısıyla mahkemede içlerinde Necip Fazıl'da var, Kısakürek'in avukatları, müvekkillerinin delilik alâmetinden bahsediyorlar. İşin adliye içinde cereyan eden kısmını bir tarafa bırakıp hemen şahsi görüşümü söyleyeyim. Necip Fazıl ne mürtecidir, ne yalancı ne de ya hakiki "Süper Mürşit" ne Müslüman, ne Müslümancı. Bunların yani bu sıfatların hangisini ona taksanız ardından [...]
Kısa Kes!
Dün, bir kaç dost oturmuş, konuşurken aramıza sonradan gelen geveze bir arkadaşa bir aralık içimizden biri: "Kısa kes!" dedi. Sanki kısa kesmek bu kadar kolaymış gibi. Son kısalığını şiirde bulan yazı sanatını yakından tanıyanlar bilir ki şiirde her mısra, teksif edilmiş bir maceradır. İnsaniyetin lâhzada anlatılıvermiş olan bir hülâsa destanıdır. Ama işe bakın ki en [...]
Edebiyat ve Halk
İçtimaî durumları bakımından çoğu zaman silik kalmış fakat hizmetleri büyük olan halk yığınları bütün geçmiş çağları adsız çiçeklerle bezediler. İlk Asya kurultaylarında can veren onlardı. Zalim sanattan nişan veren ehramların altına, çalışmaktan tükenmiş vücutlarının çürük kemiklerini bırakan onlardı. Yunan'ın Agora meydanlarında asırlar boyu halk çığrıştı. Medenileşmiş ilk sosyete düşünücülerine konu, ilk din ulularına sevgi kaynağı, [...]
Memnunluk
Evvelki gün ve dün gazetelerde okuduğum bir haber sebebi ile duyduğum tarifsiz memnunluğu nasıl anlatmalıyım bilmem ki. Bu memnunluk, ne bir hasrete kavuşmak, ne nasipsizi çıldırtacak büyük ikramiye isabeti, ne şu, ne de budur. Sayın Eğitim Bakanı'nın, bu sütunlarda sırt sırta yazdığım klâsik şiirimize ait birkaç yazının ferdasında, tesadüfen, basına verdiği beyanattır. Sayın Bakan, klâsik [...]
Onlar bir yanda, madde öbür yanda
Dünkü klâsik şiirin yanlış anlaşılmış veya belki de kasti olarak yanlış aksettirilmiş bir tarafı daha var: “A canım, hepsi iyi, iyi ama şu maddeye, hayata, dünyaya, refaha, yükselmeye değer vermeyen, “bir lokma, bir hırka” cı zihniyeti, bu kalender ve harabiliği pek kötü! Halbuki ters anlaşılan bu hususilik, klâsik şiirin en orijinal ve en vakur cephesidir. [...]
