Kısa Kes!

Dün, bir kaç dost oturmuş, konuşurken aramıza sonradan gelen geveze bir arkadaşa bir aralık içimizden biri: "Kısa kes!" dedi. Sanki kısa kesmek bu kadar kolaymış gibi. Son kısalığını şiirde bulan yazı sanatını yakından tanıyanlar bilir ki şiirde her mısra, teksif edilmiş bir maceradır. İnsaniyetin lâhzada anlatılıvermiş olan bir hülâsa destanıdır. Ama işe bakın ki en [...]

Edebiyat ve Halk

İçtimaî durumları bakımından çoğu zaman silik kalmış fakat hizmetleri büyük olan halk yığınları bütün geçmiş çağları adsız çiçeklerle bezediler. İlk Asya kurultaylarında can veren onlardı. Zalim sanattan nişan veren ehramların altına, çalışmaktan tükenmiş vücutlarının çürük kemiklerini bırakan onlardı. Yunan'ın Agora meydanlarında asırlar boyu halk çığrıştı. Medenileşmiş ilk sosyete düşünücülerine konu, ilk din ulularına sevgi kaynağı, [...]

Memnunluk

Evvelki gün ve dün gazetelerde okuduğum bir haber sebebi ile duyduğum tarifsiz memnunluğu nasıl anlatmalıyım bilmem ki. Bu memnunluk, ne bir hasrete kavuşmak, ne nasipsizi çıldırtacak büyük ikramiye isabeti, ne şu, ne de budur. Sayın Eğitim Bakanı'nın, bu sütunlarda sırt sırta yazdığım klâsik şiirimize ait birkaç yazının ferdasında, tesadüfen, basına verdiği beyanattır. Sayın Bakan, klâsik [...]

Onlar bir yanda, madde öbür yanda

Dünkü klâsik şiirin yanlış anlaşılmış veya belki de kasti olarak yanlış aksettirilmiş bir tarafı daha var: “A canım, hepsi iyi, iyi ama şu maddeye, hayata, dünyaya, refaha, yükselmeye değer vermeyen, “bir lokma, bir hırka” cı zihniyeti, bu kalender ve harabiliği pek kötü! Halbuki ters anlaşılan bu hususilik, klâsik şiirin en orijinal ve en vakur cephesidir. [...]

Eski şiirimizde hayâl

Sanatın, şu pozitif asır içinde bile güç aldığı en ehemmiyetli kaynak şüphe yok, hayâldir. Emil Zola’nın dökümanter romancılığını tetkik eden Rene Lalou, “Fransız edebiyatı” adlı eserinde der ki: “Bu kadar sonsuz malzeme, ancak büyük hayâl kuvveti sayesinde bir mevzua can verebilirdi.” Gerçekten de öyle değil mi? Fani bedenlerimizin birer köşeciğinde taşıdığımız başımız ve gönlümüz, hayâl [...]

Eski şiirimizin hikmeti

Sayın Eğitim Bakanı'na sunduğum bu ikinci nâçiz görüşüm, klâsik şiirimizin hikmetleri üzerinedir. Bizde, hikmet, vecize, Fransızların maxime dedikleri şey, çok zaman birbirine karıştırılmıştır. Bir defa vecizeyi veya vecize gibi lâfı, bir kumandan bir tarihçi, bir kimyager, bir ticaret adamı da söyleyebilir. Vecize; az söze bir hayli değerli mana ve hatırı sayılır düşünce karıştırmaktır ki her [...]

Bizim klâsiklerimiz

Çok şükür ki Millî Eğitim Bakanlığı'nda, yıllar sonra büyük bir uyanış belirdi. Sayın Eğitim Bakanı, haber verdi: Bizim de klâsiklerimiz, millî kıymetlerimiz vardır; yetişmekte olan nesillere onları da kazandıracağız. Bizim millî kıymetlerimizden maksat nedir? Bu hükmün ihata ettiği değerler hangileridir? Bu hususta kesin bir ışığa kavuşmuş değiliz. Fakat sayın Bakan'dan klâsik şiirimizi ihmal etmemesini candan [...]

Aşk ama, böylesi!

Eski şiirimizin bir aşk anlayışı var ki böylesi bir aşk, ne bizde, ne de dünya edebiyatında görülmüştür. İran edebiyatının Epikürist bir görüşle beslenen garam şiirleri bile ona benzemez. Bakarsınız, bazen cahiliyye devrinin Arap şiirleri gibi içli seslenişler divan gazellerimizi süsler. Bakarsınız; Racine'deki his ve akıl çarpışmasının olgun meyveleri halinde yükselen uslüp ve espri inceliklerini andırır. [...]

Fikir

Bilmem dikkat ediyor musunuz? Baskı bakımından önde giden bazı yeni gazeteler, zaten çorak olan fikir tarlamızı büsbütün kuruttu. Güzel kalmanın yollarından güya ilmî olarak bahseden, gerçekte teşhiri ayıp sayılacak duygularımızı gıcıklamak hedefini güden yazılar ve çıplak resimlere gazetenin hemen yarı hacmi ayrılıyor. Hafif şakalar ve havadis için bir sahife; yazısız roman; bütün bir arka yaprağı [...]

Kitap ve çöplük

Dün, kapısı birinci kordona açılan ve içi her gün denizin esintisiyle yıkanan bir büyük kitaplıkta, oturulmamış iskemlelerin, el sürülmemiş fikir ve sanat eserlerinin adeta feryad edişine şahit oldum. Kimsecikler yok. Beyninin ışığını cilt cilt kitaplara doldurmuş olan nice saygıdeğer insanların şu aziz metaına yanaşan kim? Okuyor muyuz? Buna hemen “hayır” diyemeyiz. Kafaları ifsad edici bir [...]