Radyoda imtihan

Alyot'un güzel jesti - Radyonun da sanatkârların da hoşlanacağı karar - Sayın Kozanoğlu'nu bekleyen adalet - Parazitler dışarı - Hayatta en hassas olduğum an Basın Yayın'ın aklı başında, fikri yerinde ve hesabı kitabı sağlam olan müdüründen bekleyebildiğim en güzel jest tahakkuk etmiş bulunuyor.  Geçenlerde toplu halde radyoyu mali zorluklar yüzünden bırakan ve tekrar alınmayacakları yolunda [...]

Onlara göre bizim, bize göre onların musikisi

Avrupalılar bizim musikimizi nasıl bulmuşlardı, biz onların müziğini nasıl bulduk? Cazip bir mevzu değil mi? Sevgili okuyucularımla bugün bu mevzuda çeşitli eserlerden derlenmiş görüşleri yazarak, hasbilhalde bulunacağım.  Bizde olduğu gibi, Avrupalılarda da, cehline bilgisizliğine bakmadan çizmeden yukarı çıkanlar veya kör bir taassup ve kasıtla, düşmanlıkla hüküm ve fetva verenler vardır.  Mesela 18. asırda bir müddet [...]

Radyolarımızda geçit

Her mısraya bir solist Bugün Ankara Radyosu'nda 20.50 seansında bir küme heveskâr okuyucu tarafından geçit programı tatbik edilecek. Sanatkârlar geçiyor, geçit müziği, geçit şarkıları, geçit konseri adları ile İstanbul ve Ankara radyolarında tatbik edilen konserlerin program hizmeti bakımından taşıdığı bir orijinalite olmadığını hemen söylemek isterim. Hiç şüphe yok ki Türk müziği bakımından bir çeşni yaratılmak [...]

İstanbul Radyosundan Hususiyetler

70 odalı, 9 stüdyolu radyo sarayı Asıl üzüntümüz - Zengin ve rengin fasıl - Parazitler müsaade ederse - Gönülleri tutuşturan adam - Ney’ mi İsrafil’in sûru mu? Sesi, akşam, 18.30’dan sonra, yurdun her tarafına olduğu gibi İzmir’imize de parazit ve hava dalgalarıyla, karışarak gelen İstanbul Radyosu'nun bir Paris istasyonunun yanıbaşında yer alması, ayrıca civarında bulunan [...]

Sayın Mesut Cemil Tel’in samimi bir iltifatı

Arkadaşımız Rüştü Şardağ’ın bu sütunlarda büyük müzisyen Mesut Cemil için, onun İstanbul Radyosu’nda verdiği bir konser vesilesiyle yazdığı makaleyi okuyan Mesut Cemil Tel, gazetemize ve arkadaşımıza aşağıda okuyacağınız zarif bir mektupla tahassüslerini ve cevabını bildirmiştir. Bu mektup için Şardağ diyor ki: «Bayramda en büyük bahtiyarlığım, bu mektup olmuştur.» «Pek aziz kardeşim, Ege Ekspres Gazetesi ile [...]

Mendelssohn ve Dvorjak

Hafif ve zarif - Ruhuna zıt giden besteci - Tabutu konuşturan besteci Ankara Radyosu’nun bugünkü batı müziği programlarında plâk neşriyatından olmakla beraber, hafif dozda, çeşnili ve zarif iki eser dinleyeceksiniz. 17.30’da Mendelssohn’un 1. senfonisini, üslûp denen şeyin parlaklığına bir delil sayacağınız muhakkak. 1809’da Hamburg’da doğup 38 yaşında ölen bu zatın Alman musikisindeki mevkii orijinaldir. Ruh [...]

Garp’ta bizi ele alan eserler

Haber orijinal değil - Öc mü alacaklardı? - Hakaretten korktular - Aceze eserleri Avrupa musikisinde, bilhassa Beethoven'in senfonilerinde "Türk temasına, bizim nağmelerimize rastlanmıştır" diye gazetelerde bir haber gördük. Bu haber yeni olmakla beraber orijinal değildir. Çünkü Mozart'ta, Chopin'de Türk melodilerinin var olduğunu bütün dünya bilir. Bizimle garp musikisini alâkadar eden cihet de, Türk mevzuunun, yani [...]

Ankara’da eşlerinden feyz alan solistler

Müzehher'in buketi - Karakuş'tan gayrısı okuyamıyor - Kürdili değil, Kürdîli - Halil Aksoy gibi bir kocası olurdu... Ankara Radyosu'nu bugünkü seanslarında şarkılar kısmında okuyacak olan Müzehher Güyer, Ankara'nın son iki yılda yetiştirip yurda sunduğu kıymetler arasındadır. Şüphe yok ki onun temiz ve pürüzsüz bir hançere ile sakin ve rahat okumasında eşi Ekrem Güyer'in de büyük [...]

Radyo mu, açlık talimhanesi mi?

Kifaf-ı nefse yetmez bir tahsisat – Çocukların hareketini ayıplıyorum – Bir defa özür dilemişlerdir Basın Yayın Umum Müdürlüğüne, İzmir Radyosu Belediye tarafından devr edileceği zaman bana Radyomuzdan bir hoca geldi ve sordu: — Siz bizi bıraktınız, artık para veremiyorsunuz. Basın Yayından da taahhüd ettikleri halde kimse gelmiyor, ne yapalım? “Dayanın” diye cevap vermiştim. Onlar dayandılar, [...]

Ebedî kalacak bir hançere: Hafız Burhan

Son gelen haberlere göre, Hamiyet Yüceses rahmetli Hafız Burhan’ın şarkılarını, bilhassa ninnisiyle, Abdülhak Hâmid’in Makber’inden alınmış olan ve ölen karısı Fatma’sı için yazdığı şarkıyı geçecekmiş: Her yer karanlık,Pür nur o mevki.Mağrib mi yoksaMakber mi Yarab. Bir hacilgâha,Döndüyse türben,Aç kollarını aç!Maşukanım ben. Ne kadar sevindik desek azdır. Bir defa işin vefa tarafına hayran kaldım. Bütün solistlerimiz [...]