İzmir Radyosu'nda keman sesler topluluğu - Güler Özgeçit'in sesi - Bakmıyor çeşm-i hakikat bu tarafa İzmir'de bu akşam 19.15'de yeni ihdas edilen bir saatle başbaşayız: "Yaylı ve nefesli sazlar topluluğu". Böyle bir topluluk için Neyzen Ahmet gibi değerli icracının bulunması şarttı. Nitekim onun radyomuzu tekrar kazandırılması ile birlikte bu saat konabildi. Bizim esmer tenli Ali [...]
Kategori: Musiki içerikli yazıları
Hac ve tanbur
Nağmelerin sihr'i helâldir Onaltıncı asrın sonunda on yedinci asrın ilk yarısında yetişen bir tanbur üstadı aynı zamanda dini bütün bir Müslümanmış. İslâm'ın şartlarını büyük bir dikkatle yerine getirmeyi en yüksek emel olarak ruhunda taşıdığı için, imkânını bulunca hacca niyet etmiş. Fakat o zamanın hali malum. Musiki davası, şer'an bir türlü halledilememiştir. Üflenerek çalınan sazın ahkâmı [...]
Alaturka’da Usûl
Bir çok dostlara rastgelirim; aramızda şöyle bir konuşma geçer: -Bizim kızın bir sesi var; harika. Biraz usûl öğrense Safiye'den daha güzel okuyacak. İşin tuhafı, kadınsa, Safiye, erkekse Münir Nurettin'den alırlar. Halbuki, bahsedilen kızın belki sesi vardır. Fakat eksik olan tarafı: Musikisi bilgisi, makamlar, eserler gibi bir müzisyende bulunması lâzım gelen vasıflardır. Hakikatte usûl bambaşka bir [...]
Yorgo Bacanos
Yorgo Bacanos(1900-1977) İstanbul Radyosu açıldıktan sonra onu tanımayan, ismini duymayan kalmadı. Yüzünden hiç eksik olmayan tebessümü, kendi işinden başka bir şeye karışmayan hayat telâkkisi, onu bütün sanat muhitine çok sevdirdi. Yorgo, meşhur lavta üstadı Lambo'nun oğlu ve yakın zamanda aramızdan ebediyen ayrılan kemençe üstatlarından Aleko'nun kardeşidir. Ud'a ne zaman başladığını kendi dahi hatırlamamaktadır. Pek küçük [...]
Radyo’da bugün neler dinleyeceğiz
İsmet Uğurlu Bugün İstanbul Radyosu'nun 20.35 seansında dinleyeceğiniz küme faslı cidden güzeldir. Bu fasılda geçen şarkılardan biri var ki, radyo dergilerinde yanlış kaydedilmiş. Hicazkâr makamından olan bu nefis ve klâsik çeşnideki eserin sözleri budur: "Pembelikle imtizac etmiş teninSine yâ kâfura benzer gerdeninBen siyah pırlanta zannettim teninSine yâ kâfura benzer gerdenin" Yine bugün Ankara Radyosu'nda 21.30'da [...]
Büyük bestecimiz Giriftzen Asım Bey
Musikimize az fakat ölmez eserler ve bilhassa uzun zaman bulunduğu Amasya'da ektiği feyizli musiki tohumlarının üzerinden seneler geçmesine rağmen hâlâ yeşertileri görülen Neyzen ve Giriftzen Asım Bey, 1851'de Tesalya Yenişehrinde dünyaya gelmiştir. Muhzırbaşı Ali Efendi'nin oğludur. Küçük yaşta iken sesinin güzelliği muhitinin dikkat nazarlarını çekmiş ve Yenişehir Mevlevihanesi'nde 14-15 yaşlarında iken Neyzen Yusuf Paşa'nın çırağı [...]
İkinci konser
Dün gece Münir ikinci konserini verdi. Şehrimizin ölümsüz evlâdı Rakım Hoca, bu konserin ilk kısmının birinci eserini, güftesi Baki’nin olan: “Müheyya oldu meclis sakiya peymaneler dönsün.” Hüseyni nakşıyla tezyin etmedeydi. Bir defa şununla İzmirliler övünebilir ki Hisar Camii'nin bu derin hocası hiçbir eserinde bu rütbe yükselmemiştir. Klâsik musikimizin Dedelerine has bir olgunlukla işlenmiş olan bu [...]
Hasan efendi değil, Münir efendi
Dün gece Elhamra sinemasında bir konser dinledik ki, ne gürültü, ne alkolize bir hava, ne tabak, çatal sesleri, ne münakaşa, ne hır, ne de zır vardı. Leblebi satanlara, gazoz patlatanlara, Amerikan jikleti çatlatanlara hiç rastlamadık. Bu bahtiyarlığın bir yüzü idi. Bir de öteki yüzü var. Büyük üstadım aziz sanatkâr Münir Nurettin’in her konserinde olduğu gibi [...]
Hoş geldin Münir…
Beş köklü medeniyetin hatıralarını ardında saklayıp Homeros’u ile olduğu kadar, Rakım Elkutlu’su ile de övünen, sanata, musikiye ezelden vurgun olan şehrimiz, seni bağrına basmakla bahtiyardır. Sen de iyi bilirsin ki dostum, Türkiye'de bir alaturka- alafranga davası yoktur. Alafranga, kendi tekniğinde devlerini vermiş; bizimki de kendi devlerini bizlere yadigâr bırakmıştır. Gerçi komiktir, onların üstadlarını yâdetmek bu [...]
Mümkün mü Unutmak
Nahit Hilmi’nin ölümü ile büyük bir boşluk kaldığı sanmıyorum. O sülün vücutta, hayat ve fizik namına zaten bir şey kalmamıştı. Bu tende, maddenin bütün kımıldanışları bitmiş, uçuk ve donuk gözlerde kupkuru bir yalnızlıkla, ıslak bir zavallılık birikmişti. Yalnızdı; çünkü duyduğu kadar duyurduğu güftelerinin sahibi çoktan cismini, şairden uzaklara kaçırmış, onu yer yüzünde yalnız komuştu. Bir [...]
