Yaşar Nabi Nayır(1908-1981) -İyi dost Yaşar Nabi'ye- Şehrin sessizliği kahveye de çökmüştü. Böyle her Ramazan akşamı, yatsı ezanı okunup da oruçlu insanların doldurduğu büyükçe bir alay camilere boşanmaya başlayınca -burasının havasında garip bir ölgünlük doğuverir, çalgılı gazinolar ezan bitinceye kadar saygı gösterip gürültüyü keserler, sokak içlerindeki manavlar: "Çekirgenin bu mal be kuzum!" diye taşan heyecanlarını [...]
Kategori: Genel
Muhacir
Sedirin yırtık muşambasına parmaklarını geçirip oynamaktan bıkmıştı. Uykusuz geçen bir gecenin göz kapaklarında meydana getirdiği şişkinliği görebilmek için aynanın karşısına geçmiş, soluk, esmer yüzündeki eski gülüşünü kaybetmiş olan, parlak elâ gözlerine şaşkın şaşkın bakıyordu. Kahvedekiler bugün onun hiç kimse ile konuşmayışına, hattâ onları etrafına toplayıp "Köroğlu"nun "Beyahu" sütununu olsun okumayışına bakarak o kadar şaşmadıkları halde, [...]
Yat kalk…
Rüştü Şardağ - Mustafa oğlum, bize yok mu anlıyalım da!- Ulan Mehmet, yumurtacı Hakkı'ya veremedim görüyorsun. Bir çekimlik bir şey var, gözüne mi battı.- Ne cözüme batacakmış da!. Vermezsen ne çıkar ki, toz; rakı olsa anlarım. - Ulan tozu beğenmedin mi? Adama derdini, efkârını unutturur. Demindenberi lâfa karışmıyan yumurtacı Hakkı: - Hani, dedi. Bizde de dert [...]
Şiir antolojileri ve edebiyatımız
"... biz o şairleri bekliyoruz ki Türkçeyi bize yepyeni bir şekilde kullansınlar. Bizi korkutacak, şaşırtacak kadar hattâ bazan bizim anlayışımızın ötesinde yeni imkânlar içinde söylensinler."RÜŞTÜ ŞARDAĞ Antoloji anlayışının ve bir antoloji meydana getirmek hakkındaki çalışmaların bize garptan geçtiğini söylemekle haksızlık etmiş oluruz. Birkaç yüzyıl ötelere, hattâ daha gerilere kadar gitiğimiz zaman tezkere denen bir nevi [...]
İçinde bugünün ve dünün şiirini saklıyan şehir
Homeros İzmir'e bir gece yarısı vaya gündünz denizden ve karadan her nereden girseni, sanki avuçlarınızın içine bir şeyler dolmuş, gözleriniz bir yeni ve taze ışıkla yumulmuş gibi olur: Gönüllerinizin kapısı, artık miras olarak geriye sade şeref ve öğünç levhaları bırakmış olan o eski çağlara doğru açılır. Şu yol Basmahane'nin önünden sizi Kültürpark'a, maddeyi sanat içinde [...]
İslâmdaki büyük sevgi
Allah’ın lânetlediği pis soyculuğu, kardeşi kardeşe, Müslüman'ı Müslüman'a düşman eden bölücülüğü bayrak yapıyorlar, ya da en ileride bir din olan İslâm dininin, en az bin yıl gerisinden geliyorlar. RÜŞTÜ ŞARDAĞ İslâm’ın, temel dayancası olan Kur’an’da geçen Tanrı seslenişleri bir ulusa değil, insana, tüm insanlaradır. XIII. yüzyıla kadar tam beş yüzyıl, Müslümanlığı gerçeği ile anlayan bilginler, [...]
İslâmlık, insanlık ve Mevlânâ
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî(1207-1273) “Geçtik, geçtik, şâhım, beyim, mirim geçtik Biz o küçük 'var’lardan yoksulluk gelini ile sarmaş dolaş, geçtik” Mevlânâ Ölümünün üzerinden yediyüz yıla yakın zaman aktı. Dünyanın, dince, soyca ve mezhepçe türlü kollara ayrılmış onbinleri aşkın insanı, her yıl bu, hâlâ diri varlığın yattığı yere diz çöküyor. Doğusal bilimler ustası Hıristiyan Niccolson, onbeş yılını [...]
Mevlânâ
Mevlânâ’yı ne törenlerden, ne kitaplardan, ne bu çeşit makalelerden değil, kendi pınarından içerek anlamak... Bizi, çelişmelerden ancak sanıma göre bu yol kurtaracaktır.RÜŞTÜ ŞARDAĞ Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî(1207-1273) Basında, babacan (ehlidil) adamların gönlünde, Çelebiler arasında, kitaplarda ve beş, on yıldır da kentdaşlarına sevinç ve bereket sebebi olduğu Konya’daki anı törenlerinde birbirinden ayrık görüş ve duyuşlarla tanıtılan Mevlânâmız [...]
Alevîlik, Bektaşîlik, Şiîlik
İslâm dininde, temel ilkelerde ve ibadet biçimlerinde aynı yolu tutan, bazı küçük sorunlarda ayrı sanılara sahip olan dört mezhep var ki, (Hanefî, Malikî, Şafiî, Hambelî) bunların hepsi Peygamberimizin yolunu yol edinmiş anlamına “Sünnî” diye tanımlanır ve hepsi de değerli bir din önderi imamın öncülüğünde, hak mezhep olarak kabul edilir. Konumuza giren Alevîlik, Bektaşîlik ve Şiîlik [...]
Mevlânâ
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî(1207-1273) Mevlânâ’mız, bir haftadır, Konya ve bütün Türkiye’de, dünyanın dört bucağından gelmiş, Doğulu ve Batılıların izlediği törenlerle anılıyor. Mevlânâ sekiz yüz yıl öncesinin bilgiler sultanı diye tanınmış Harzemli Şeyh Bahaüddin Mehmed’in oğludur. Babası, ailesi, Horasan erleri ile birlikte küçük yaşında Belh’ten çıkarak Nişâbur - Bağdat, Şam, Erzincan-Lârende üzerinden Alâeddin Keykubad’ın Selçuklu devletine yerleşmiştir. [...]
