Yeni bir gazetede yeni bir yıl

Son yaprağı kopuyor bu gece, eski takvimin. 1989’un bitiminden sesleniyorum dostlarıma, okurlarıma. Ne ki bu kez kalemimi Milliyet’e aktararak… Öğrenciliğim yıllarında, Siirt Milletvekili Mahmut Nedim Bey’in elindeyken de okur, tanırdım onu. Ali Naci Karacan Milliyet’i de tıpkısı çizgideydi. Aydın Doğan Bey’in maddi ve manevi sahipliğinde de tıpkısı bir Milliyet. Atatürkçü çizgide, saldırganlıktan uzak, özgür bir [...]

Olmadı Sayın Saygun

Eski dostlarımızdan, değerli müzisyen Adnan Saygun, iki yüz yıldır çiğnenen sakızı bir kez daha çiğnedi.  "- Türk musikisi diye bir şey yok, bu adla dinlenilen müzik, çağını yitirmiş Osmanlı müziğidir." Osmanlının evinde otururuz. Caddelerinde, kentlerinde dolaşırız. Dünya cenneti "İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı" diyen şair gibi bu mavi meltemler, henüz yazılamamış şiirler ülkesini tadımlarız. Sonra bütün [...]

Eurovizyonda sıfır…

Hakkımız sıfır mıydı? Sonucu, haksız bulabilirsiniz. Hatta, “Kıbrıs Rum temsilcisi olan o tipsiz ve renksiz kızdan da mı geride olacaktık?” dersiniz. Ne olurdu efendim, yirminci, hatta onsekiz ve onbeşinci olsak ne olurdu? Yıllardır kapılarını aşındırdığımız dünya Eurovizyon yarışmasına, bizler, hep birincilik hülyasıyla gidip sonuncu olup dönmüyor muyuz? Geçen yılki şarkımızın ortalarda bir yere oturması, bize [...]

Maksim’de fasıl…

Birkaç ay önceydi. Aziz bir dostla, Maksim’de, fasıl dinledik. İcra edilen eserlerin, seslerin ve oluşturulan düzenin hayranı kaldık. Türk musikisini, sahnelerimizin baştacı yapan iki kişi, Fahrettin Aslan ve Osman Kavran dostlarımdır. Gece yaşantım olmadığından vaktim olmazdı gitmeye. Ama yakın dostum, “Gel gidelim, Şardağ” deyince yürekten benimsedim. Yetmiş yaşın işbitmişliğine rağmen Maksim’e girdik. Fasıldan dağılıp gönüllerle birlikte [...]

Cansızoğlu sorunu…

Sayın Cansızoğlu,seni benim kadar hiç kimse kolay kolay tanımaz. Meclis’te odalarımız karşılıklı. Yalnız odalarımız mı, gönüllerimizde de bir sıcak yakınlık var. Türk basınına biraz da yanlış yorumlattığın ve seni iyi tanımayanların yanlış yorumladığı şu kravat takma ve bunu türban yasağına karşı direnme olayı. Bunu bırak da ben ışığa çıkarayım. Aramızda bazı görüş ayrılıkları yok mu? [...]

Allah’la konuşmak…

Geçen hafta içinde yargıya çekilen bir sanık, “Ben Allah’la konuşurum” demiş. Konuşulabilir mi? Konuşulabilirse bile her ufarak adam bu konuşmayı yapabilir mi? Konuya genişliğince, bir Pazar söyleşisi içinde girmek istedim. Ulu Allah, Kutsal Kitab’ında birkaç kez sevdiği kullarının, kendisini gecenin yarı saatinde, sabaha karşı anmasını ister. Yüce peygamberlerinden de bunu fazlasıyla bekler. Kuşku yok ki [...]

Devlet nerede?

Sevgili Uğur Dündar’ın açtığı, Eminönü Belediye Başkanı’yla ilgili yolsuzluk, ihbar değil mi? İçişleri Bakanımız soruşturma yaptıradursun, Sayın Başbakan, “Seçimle gelmiş bir belediye başkanını görevinden almak usule uymaz” diyerek yolsuzlukları kış uykusuna yatıracağı sanısını uyandıradursun suçlamalı başkan, makamındadır ve hâlâ konuşuyor. Bazı bakanları da bu işe bulaştırma çabasında. Şimdiye kadar sığınmadığı Türkeşçiliğe sığınıyor. Ulaştırma Bakanı’nı da [...]

Haydar Dümen, Muzır Kurul ve Seks

Haydar Dümen arkadaşımız, yıllardır, seks konusunda bilgiler verir. Onbeş kez basan kitabı, yıllar sonra yasaklanmış. Ne gariplikler oluyor Evet, Türkiye’mizde ne gariplikler olmada. Ününü, sanat düzeyindeki çizgilerinden değil de, apışaralarına yakın yerleriyle yapmış bazı film artistlerinin yaşamlarını yazıp resimlemek serbest. Evli erkeklerle yattıkça ünlenenlere ve kendi yaşamlarını sergiletenlere karışan, görüşen yok da, cinsel ilişkiler konusunda [...]

Mel’anet Papandreu’da mı?

Yunanistan bize karşı neden böyle? Andreas Papandreu’dan mı, Rumların yaradılışından mı geliyor bu cibilliyetsizlik? İkisinin de etkenliği var, kuşkusuz. “İlle de şudur, nedeni” diyerek suçluyu bire indiremezsiniz. Papandreu’nun cırtlak sesiyle, “FIR hatt”, “Kara sularımız” diye haykırışını, vidaları iyice gevşemiş dış politikamızdan, afedersiniz, dış politikasızlığımızdan yüreklenerek adaları silahlandırmaya kalkmasını yalnızca onun omuzlarına yükleyemeyiz. Bu görüşleri daha [...]

Bölücüler-Kerkük-Amerika ve Gorbaçov Rusyası

“Mantar gibi yerden bitti” sözü bile aslında bilimsel olmaz. Havada uçuşan tozlar, suların sürükledikleri ve toprak altının üretme dünyası bir âlem… Kimsenin eliyle dikmediği o mantarlar, Tanrısal düzenin toprak altı mahşerinden fışkırtmıştır. “Kürt”ler adına ortaya çıkan bu ayrılıkçı güçler ise mantar gibi de bitmiş değil. Gözleri kanlı, elleri bıçaklı, acımasız katiller için elbette önlem alacağız, [...]