Dün akşam Güzelyalı tramvayında ben ilk hücumcular arasında idim. Bir başkasını ezmeyecek kadar merhametli, ama kendimi ezdirmeyecek kadar da akıllı davrandım. Her neyse tek kişilik kanepelerden birine ilişebilmiş giderken sol yanımda oturan on sekizinde genç ve güzel kızın aniden gözüme çarpan kirpiklerini süzmekten de kendimi alamadım. Efendim, bu öyle maşa ile çekiştirme veya berber kıskacı [...]
Kategori: Genel
Sesler baskıdan nasıl kurtulur?
İnsan sesi bir başkasına benzeyebilir; fakat onun asla tıpkısı olamaz. Her ses, fizyolojik ve ruhi yapı bakımından kendine mahsus hususiyetlere mutlaka sahiptir. Musiki sanatında müptedilerin bir büyük sanatkarın tesir ve nüfuzunda kalmalı başlangıçta kendi faydalarınadır. Bir defa onların bir sese çığar bağlanmaları, o seste, şahsiyetlerini yapacak mayanın mevcudiyetini keşfetmelerinden ileri gelir. Fakat bu yeni bağlanılan [...]
Sanatta tesirden kurtulma çaresi – Müzeyyen Senar’ın bir ikazı
Memleketimiz radyolarının okuyucularından büyük bir kısmı, tanınmış sanatkârların tesiri altındadır. Üslûp yapmış sanatkâr, çığır açmış sanatkâr başkadır; güzel okuyan, sesi zevkle dinlenen solist yine başkadır; bunu hep bilirsiniz. San’at hayatında edebiyatta olsun, resim, heykel ve musikide olsun yeni girenler bir büyük ustanın nüfuzu altına girerek işe başlarlar. Dünyaca malûm ve müsellim olan bu hakikate Batı'dan [...]
İzmir’de musiki hayatı: Bir musiki mihrakı merhum Şeyh Cemâl Efendi
Şeyh Cemâl Efendi İzmir ve Ege'nin musikiseverleri, musiki kabiliyetleri için, Neyzen Ahmet Yardım'dan bahseden yazımızda adından kısaca bahsettiğim, Şeyh Cemâl Efendi en büyük bir mihrak olmuştur. Gümrük muayene memurları arasında "Cemâl" adında dört memur bulunması dolayısıyla diğerlerinde ayırmak için "Şeyh" sıfatıyla anılan Cemal Efendi, Mevlevihane şeyhi bulunan kardeşi Nuri Efendi ile beraber Türk musikisinin meçhul [...]
Müjgân Akçeli’nin konseri – Lem’i Bey tavrı hayatta
Bugün uzun süren bir ayrılıktan sonra tekrar Müjgân Akçeli'yi dinleyeceksiniz. Radyomuzda, zaman zaman göğsümü kabartan bir kaç ses var ki Müjgân bunların arasında müstesna bir mevki tutuyor. İzmir Radyosu'nda fazla bir ümit taşımadan bıraktığım bu sesin, henüz müzik şefinin bulunmadığı günlerde keşfedilip mikrofona çıkarılmasının ve yetişmesinin yegâne amili şüphe yok ki bugünkü radyo müdürüdür. Müjgân [...]
Bir meraktır gidiyor
Bugünlerde gazetelerimizi, evlerimizin içini bir meraktır sardı. Bu ne parti işi, ne harici siyaset, ne kadın ve moda konusudur. Herkes sokakta, otobüste birbirine fısıldıyor. Konu komşuda aynı lâf. Bir tasa, bir endişedir, sormayın. “Acaba ne oldu?”, “Yeni bir haber var mı?”, “Müsaade edecekler mi, etmeyecekler mi?” bazıları pek candan oluyor: — Evlâdım, ne de şirin! [...]
İzmir’de musiki hayatı: Mahmud Hoca ve çevresi
"Mahmut Hoca" ismini şehrimizde musiki ile meşgul olup da hatırlamayan, bu ismi sevgi ile anmayan bir kimse bulunacağını sanmıyorum. İzmir Radyosu'nun kurulmasına tekaddüm eden günlerde, onun musiki faaliyetini besleyecek eleman ve çevreleri tesbite çalışırken bana tavsiye edilen bir şahıs da Mahmut Hoca namı ile maruf olan Mahmut Özoktay'dır. Rumeli'den, bugün yabancıların elinde bulunan Köprülü'den genç [...]
İsteyen kim?
Dün bir bayan okuyucumdan aldığım uzunca bir mektuba ayrıca cevap vereceğim. Çok canlı bir ifade içinde kaleme alınmış olan bu mektup bana bir cihetten de fıkra mevzu ilham etti. Okuyucum diyor ki: İçimde; dışımı ezen öyle olaylar geçiyor ki bunalıyorum. Adeta içimi istemiyorum. Bu sayın okuruma sorabilir miyim: İçini isteyen kim ki. Samimiyetle bir itirafa [...]
İzmir’de musiki hayatı: Nurettin Ulueren ve Kordon’daki meşkhanesi
İzmir'in Türk müziği bakımından tavsiye edilen ikinci bir yetiştirici lokali de Nurettin Ulueren'in evidir. Birinci Kordon'da Tayyare Sineması'nın hemen altındaki şahsına ait evni büyük salonunu on seneye yakın bir zamandan beri musikimizin ses sahasına merak sardırmış olan kabiliyetler için açık tutan Nurettin Bey, ordudan malûlen emekliye ayrılmış, kendine yetecek kadar ud çalan, usûllerimizin basit ve [...]
Neyzen Ahmet ve talebeleri
İzmirli olanların hemen hepsinin, adını yakından bildikleri ve bana, "Ah, sağken onu tanısaydınız..." veyahut, "Radyo açılacağı şu günlerde sağ olsaydı ne büyük hizmeti dokunurdu" diye çeşitli mütalaalarda tanıttıkları bir Şeyh Cemalettin Efendi vardı. Onun, İzmir'in yegâne mevlevîhanesinin şeyhi olması, radyo ve çevresine nafiz bir şahsiyet oluşu, musiki sanatımıza karşı derin bilgi ve vukufu bütün İzmir'e [...]
